Tunuslu yetkililer, geçen hafta ülkenin güney kıyıları açıklarında batan bir göçmen teknesinde kaybolan son kişilerin cesetlerine ulaşıldığını ve böylece ölü sayısının 14'e yükseldiğini açıkladı. İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, arama kurtarma ekipleri, Gabes kenti yakınlarında batan tekneden kaybolan iki kişinin cesedini daha denizden çıkardı. Bu buluntularla birlikte, 22 Ağustos'ta meydana gelen faciada hayatını kaybedenlerin sayısı resmi olarak 14'e ulaştı. Olayda, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu çok sayıda düzensiz göçmenin de kayıp olduğu bildirilmişti.
Facianın Ardındaki Göç Güzergahı
Söz konusu tekne, çoğunluğu Sahra Altı Afrika ülkelerinden gelen ve Avrupa'ya ulaşmaya çalışan göçmenleri taşıyordu. Teknenin, Tunus'un güneyindeki Sfaks kentinden ayrıldığı ve İtalya'nın Lampedusa adasına gitmeyi hedeflediği belirtiliyor. Ancak teknede çıkan bir arıza sonucu batma riskiyle karşı karşıya kalındığı ve kısa sürede sulara gömüldüğü ifade ediliyor. Kurtarma ekipleri olayın ardından başlatılan geniş çaplı aramada 12 kişiyi sağ olarak kurtarmayı başarmıştı. Kayıpların tamamına ulaşılamaması üzerine arama çalışmaları bir süre daha devam etmişti.
Bu trajedi, Akdeniz'in Orta Koridor olarak bilinen ve Kuzey Afrika'dan Avrupa'ya uzanan göç rotasının ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) verilerine göre, bu yıl Akdeniz'i geçmeye çalışırken hayatını kaybeden veya kaybolan göçmen sayısı 1000'i aşmış durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Avrupa'nın Göç Politikaları Yeniden Tartışılıyor
Her yıl on binlerce kişi, savaş, yoksulluk ve iklim değişikliği gibi nedenlerle evlerini terk ederek Avrupa kıyılarına ulaşmaya çalışıyor. Bu durum, başta İtalya ve Tunus olmak üzere bölge ülkelerini zorlu bir sınavla karşı karşıya bırakıyor. İtalya, artan göç dalgası karşısında AB'nin daha kapsamlı bir göç politikası izlemesi gerektiğini savunurken, Tunus gibi geçiş ülkeleri de AB ile yaptıkları anlaşmalar kapsamında göçmen akınını kontrol altına almaya çalışıyor. Ancak insan hakları örgütleri, bu tür anlaşmaların göçmenlerin korunmasını ikinci plana attığını ve onları daha tehlikeli rotalara yönlendirdiğini eleştiriyor. Tunus'ta yaşanan bu son facia, Avrupa Birliği'nin göç konusundaki ortak tutumunun yeniden gözden geçirilmesi yönündeki çağrıları da beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu trajedi, Doğu Akdeniz'deki göç rotalarıyla benzerlikler taşıması bakımından Türkiye için de önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye, 2016'da AB ile yaptığı göç anlaşmasının ardından göç akınını büyük ölçüde kontrol altına almış olsa da, Ege Denizi'nde zaman zaman benzer facialar yaşanabiliyor. Avrupa'ya yönelik göç baskısının artması, Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel iş birliği mekanizmalarının önemini artırıyor. Ayrıca, bu tür insani krizlerde uluslararası dayanışmanın gerekliliği, Türkiye'nin göçmen politikalarında insan hakları odaklı yaklaşımının önemini de ortaya koyuyor.