ABD Temsilciler Meclisi üyesi James Walkinshaw, Virginia eyaletinden Demokrat vekil, Trump yönetiminin Silikon Vadisi girişimlerine yönelik ‘fetihleştirme’ (fetishization) politikasını eleştirerek, bu yaklaşımın federal hükümetin teknoloji tedarik süreçlerinde ciddi denetim eksikliklerine yol açtığını savundu. Walkinshaw, önümüzdeki dönemde Trump döneminde imzalanan sözleşmeleri mercek altına alacağını, federal BT gözetimini yeniden tesis edeceğini ve yapay zeka politikaları için kapsamlı bir çerçeve oluşturulması yönünde baskı yapacağını duyurdu.
Walkinshaw’ın eleştirileri ve yeni hedefleri
Walkinshaw, yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin Silikon Vadisi startuplarına verdiği öncelikli muamelenin, geleneksel savunma ve kamu yararını gözeten şirketlerin aleyhine olduğunu ifade etti. Özellikle JEDI bulut bilişim sözleşmesi gibi mega kontratlarda yaşanan usulsüzlüklerin, şeffaflık ve adil rekabet ilkelerini zedelediğini belirtti. Walkinshaw, “Hükümet, en yenilikçi teknolojiyi elde etmek isterken, aslında güvenlik ve hesap verebilirlikten ödün veriyor” dedi. Yeni dönemde, federal BT harcamalarının düzenli olarak denetlenmesi için bağımsız bir birimin kurulmasını, ayrıca yapay zeka alanında etik standartları belirleyen bir yasanın çıkarılmasını hedeflediğini açıkladı.
Walkinshaw’ın bu girişimi, özellikle Pentagon’un teknoloji tedarikinde daha fazla çeşitlilik ve şeffaflık talep eden bazı Cumhuriyetçi vekillerin de dikkatini çekti. Analistler, bu tür iki partili desteğin yasalaşma şansını artırabileceğini belirtiyor. Ancak teknoloji şirketleri, Walkinshaw’ın önerilerini fazla kısıtlayıcı bularak inovasyonu engelleyebileceği gerekçesiyle karşı çıkıyor.
Küresel teknoloji rekabeti ve ABD’nin yeni rotası
Walkinshaw’ın hamlesi, ABD’nin teknoloji alanında Çin ile rekabetinde yeni bir boyuta işaret ediyor. Trump döneminde Silikon Vadisi ile kurulan yakın ilişkiler, birçok girişimin Çin pazarına açılmasını kolaylaştırmış, ancak aynı zamanda kritik altyapıların yabancı etkilere açık hale gelmesine yol açmıştı. Walkinshaw, ulusal güvenlik risklerini azaltmak için teknoloji tedarikinde daha sıkı kriterler uygulanması gerektiğini söylüyor. Özellikle yapay zeka ve kuantum bilişim gibi stratejik alanlarda devlet destekli araştırmaların artırılması, özel sektörle iş birliğinin daha sıkı denetlenmesi öngörülüyor.
Avrupa Birliği’nin de benzer endişelerle Dijital Hizmetler Yasası ve Yapay Zeka Yasası gibi düzenlemeleri hayata geçirdiği göz önüne alındığında, Walkinshaw’ın girişimi küresel bir trendin yansıması olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, ABD’nin bu alandaki adımlarının, transatlantik ittifakta teknoloji politikalarının uyumlaştırılmasına katkı sağlayabileceğini veya tam tersi, farklı standartlar nedeniyle yeni ticari engeller yaratabileceğini tartışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki bu gelişme, Türkiye’nin teknoloji tedarik ve savunma sanayi stratejileri açısından iki yönlü etki yaratabilir. Birincisi, ABD’nin federal BT denetimlerini sıkılaştırması, Türk savunma şirketlerinin ABD pazarına erişimini zorlaştırabilir; özellikle yazılım ve yapay zeka tabanlı ürünlerde daha karmaşık onay süreçleri gündeme gelebilir. İkincisi, yapay zeka etiği ve güvenliğine dair yeni ABD yasaları, Türkiye’nin kendi ulusal yapay zeka stratejisini oluştururken dikkate alması gereken uluslararası standartları şekillendirebilir. Türkiye’nin savunma ve teknoloji ihracatında ABD pazarına bağımlılığı göz önünde bulundurulduğunda, bu düzenlemeleri yakından takip etmesi ve uyum mekanizmaları geliştirmesi stratejik önem taşımaktadır.