ABD'nin Latin Amerika'daki askeri angajmanını derinleştirmesi ve bölge ülkelerinin savunma bütçelerini büyütmesi, sosyal harcamalarda kesintiye ve demokrasi göstergelerinde bozulmaya yol açıyor. Son yıllarda artan ABD askeri yardımı, ortak tatbikatlar ve üs anlaşmaları, bölgede güvenlik odaklı bir dönüşümü beraberinde getirirken, eğitim, sağlık ve yoksullukla mücadele fonları azalıyor. Uzmanlar, bu eğilimin uzun vadede sivil-asker ilişkilerini bozarak demokratik kurumları aşındırdığı uyarısında bulunuyor.
Askeri İşbirliğinin Gölgesinde Sosyal Kısıntılar
ABD, özellikle Orta Amerika ve Karayipler'de uyuşturucu kaçakçılığı, organize suç ve göçü gerekçe göstererek askeri işbirliğini yoğunlaştırdı. Güney Komutanlığı (SOUTHCOM) aracılığıyla yürütülen programlar kapsamında bölge ülkelerine eğitim, istihbarat desteği ve silah satışı artırıldı. Örneğin, 2023'te ABD'nin Latin Amerika ve Karayipler'e yönelik güvenlik yardımı 1 milyar doları aşarken, bu ülkelerin kendi savunma harcamaları GSYH'nin ortalama %1,5'ine kadar çıktı. Ancak aynı dönemde bölgede sosyal harcamaların GSYH'ye oranı geriledi. Ekonomik Komisyonu (ECLAC) verilerine göre, 2020-2023 arasında Latin Amerika'da yoksulluk oranı %27'den %29'a yükselirken, eğitim ve sağlık bütçeleri reel olarak azaldı.
Askeri harcamalardaki artış, vergi gelirlerinin önemli bir kısmının silahlanmaya ayrılması anlamına geliyor. Bu da hükümetlerin altyapı, eğitim ve sağlık gibi alanlara ayırabileceği kaynakları daraltıyor. Örneğin Honduras, Guatemala ve El Salvador gibi ülkelerde savunma bütçeleri son beş yılda çift haneli oranlarda artarken, öğretmen maaşları ve hastane yatırımları donduruldu. Kosta Rika gibi ordusu olmayan ülkeler bile ABD'nin baskısıyla güvenlik harcamalarını artırmak zorunda kaldı.
Demokrasi ve Sivil Toplum Üzerindeki Etkiler
Askerileşme yalnızca bütçe tercihlerini değil, aynı zamanda siyasi dengeleri de etkiliyor. ABD destekli güvenlik güçleri, bazı ülkelerde insan hakları ihlalleri ve yargısız infazlarla suçlanıyor. Bu durum, zaten kırılgan olan demokratik kurumlara olan güveni daha da sarsıyor. Latinobarometro anketlerine göre, bölgede demokrasiye destek 2010'da %61 iken 2023'te %48'e düştü. Aynı dönemde ordunun siyasete müdahalesini onaylayanların oranı arttı.
ABD'nin askeri eğitim programları, Latin Amerika ordularıyla bağları güçlendirirken, bu orduların sivil yönetim üzerindeki vesayetini pekiştirebiliyor. Örneğin, 2009 Honduras darbesinde ABD'nin tutumu eleştirilmişti. Son yıllarda Bolivya, Ekvador ve Peru'da ordunun siyasi krizlerde arabulucu rol üstlenmesi, askeri vesayetin arttığı yönünde yorumlanıyor. Ayrıca, ABD'nin göçü engellemek için Meksika ve Orta Amerika'da asker konuşlandırması, sivil özgürlükleri kısıtlayan uygulamaları beraberinde getiriyor.
Uzmanlar, askeri çözümlerin uyuşturucu ticareti ve organize suç gibi yapısal sorunları çözmediğini, aksine şiddeti artırdığını belirtiyor. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Latin Amerika'da cinayet oranları dünyanın en yükseği olmaya devam ediyor; 2023'te her 100 bin kişide 22 cinayet kaydedildi. Askeri operasyonlar sivil kayıpları artırırken, toplumda kutuplaşmayı derinleştiriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'nin Latin Amerika'yı askerileştirmesi, bölgede sol ve sağ hükümetler arasında gerilimi tırmandırıyor. Brezilya, Şili ve Kolombiya gibi ülkelerde askeri harcamalara karşı çıkan siyasi hareketler güçlenirken, ABD yanlısı hükümetler daha fazla güvenlik yardımı talep ediyor. Bu durum, bölgesel entegrasyon çabalarını da sekteye uğratıyor. Mercosur ve CELAC gibi kuruluşlar, ABD'nin askeri varlığı konusunda ortak bir tutum sergileyemiyor.
Küresel ölçekte ise, ABD'nin Latin Amerika'daki askeri angajmanı, Çin ve Rusya'nın bölgedeki etkisini dengeleme çabası olarak görülüyor. Çin, ekonomik yatırımlarla bölgede nüfuzunu artırırken, Rusya askeri satışlar ve istihbarat işbirliğiyle varlık gösteriyor. ABD'nin askeri hamleleri, yeni bir soğuk savaş dinamiği yaratma riski taşıyor. Ancak bu rekabet, bölge ülkelerinin bağımsız karar alma kapasitesini zayıflatıyor ve demokrasi açığını büyütüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Latin Amerika'yı askerileştirmesi, doğrudan Türkiye'yi hedef almasa da küresel güç dengeleri ve NATO içi ilişkiler açısından dolaylı etkiler taşıyor. Türkiye, son yıllarda Latin Amerika ve Karayipler'e açılım politikası izliyor; ticaret ve savunma sanayii işbirliğini artırıyor. Bölgede artan ABD askeri varlığı, Türkiye'nin bu ülkelerle olan ekonomik ve diplomatik ilişkilerini zorlaştırabilir. Ayrıca, ABD'nin askeri harcamalara yönelmesi, NATO içinde savunma yükü paylaşımı tartışmalarını yeniden alevlendirebilir ve Türkiye'nin kendi savunma harcamalarına yönelik baskıları artırabilir. Türkiye, Latin Amerika'da demokrasi ve kalkınma odaklı bir yaklaşımı savunarak bölgesel istikrara katkı sağlayabilir.