ABD Başkanı Donald Trump’ın müttefik ülkeleri silahlandırmaya yönelik artan isteksizliği, küresel savunma dengelerini yeniden şekillendiriyor. Trump yönetimi, savunma harcamalarını azaltma ve Amerikan askeri varlığını kısma yönünde sinyaller verirken, bu boşluğu doldurmaya aday ülkelerden biri olan Güney Kore, savunma sanayiinde hızlı bir yükseliş yakaladı. Seul, ABD'nin geleneksel müttefiklere sağladığı güvenlik şemsiyesini kendi silah ihracatıyla ikame etmeye çalışıyor. Uzmanlar, bu dönüşümün özellikle Asya-Pasifik bölgesinde yeni bir silahlanma yarışını tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.
ABD'nin çekilmesi ve Güney Kore'nin yükselişi
Trump yönetiminin 'Amerika Birinci' politikası, yıllardır süregelen ittifak sistemlerini sorgulamaya açtı. NATO’dan Japonya’ya kadar birçok müttefik, ABD’nin savunma taahhütlerini sorgularken, Güney Kore bu durumu stratejik bir fırsata çevirdi. Başkan Yoon Suk-yeol hükümeti, savunma sanayiini ulusal ihracatın lokomotifi haline getirme kararı aldı. Polonya ile imzalanan 2022 tarihli K2 tankları ve K9 obüsleri ihracatı, Seul’ün küresel savunma pazarındaki iddiasını kanıtladı. Polonya, Rusya tehdidine karşı ordusunu modernize ederken, Güney Kore silahlarının NATO uyumluluğu ve rekabetçi fiyatları tercih sebebi oldu.
Güney Kore'nin savunma ihracatı 2022'de 17 milyar doları aşarak rekor kırdı; ülke dünyanın en büyük 10 silah ihracatçısı arasına girdi. Bu başarıda, ABD’den bağımsız bir savunma yeteneği geliştirme hedefi de etkili oldu. Pyongyang’ın artan nükleer tehdidi karşısında Seul, kendi füze savunma sistemlerine ve savaş uçaklarına yatırım yaparken, fazla üretim kapasitesini ihracata yönlendirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Güney Kore’nin silah ihracatındaki bu atılım, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik sonuçlar doğuruyor. ABD’nin çekilmesiyle oluşan boşluğu doldurmaya çalışan Seul, aynı zamanda Çin’in Asya-Pasifik’te artan etkisine karşı denge unsuru olarak konumlanıyor. Özellikle Güneydoğu Asya ülkeleri, Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki hakimiyetine karşı Güney Kore silahlarına yöneliyor. Endonezya, Filipinler ve Vietnam gibi ülkeler, Seul ile savunma anlaşmaları imzaladı.
Ancak bu durum, ABD ile Güney Kore arasında bir rekabet alanı da yaratabilir. Washington, Seul’ün özellikle NATO ülkeleriyle yaptığı silah anlaşmalarını yakından izliyor. Bazı analistler, Güney Kore’nin ABD’nin geleneksel pazarına girmesinin ittifak içinde gerilime yol açabileceği görüşünde. Diğer yandan, Avrupa Birliği’nin savunma özerkliği hedefi, Güney Kore’yi doğal bir ortak haline getiriyor. Örneğin Almanya, Leopard tanklarının yedek parça tedarikinde Güney Kore ile işbirliği yapmayı değerlendiriyor.
Küresel silah ticaretindeki bu dönüşüm, geleneksel güç dengelerini sarsarken, Türkiye gibi yükselen savunma sanayii ülkeleri için de yeni fırsatlar ve rekabet anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Kore’nin ABD’nin azalan rolünü doldurma çabası, Türk savunma sanayii için hem fırsat hem de tehdit oluşturuyor. Ankara, özellikle Afrika ve Orta Asya’da Güney Kore ile doğrudan rekabet ederken; Polonya gibi NATO ülkelerinde Yunanistan’ın savunma harcamalarındaki artışa paralel olarak Güney Kore’nin etkisi hissediliyor. Öte yandan, Türkiye’nin Ukrayna’da etkin kullandığı SİHA’lar ve zırhlı araçlar, bazı pazarlarda Güney Kore ürünlerine alternatif sunuyor. Ancak Seul’ün ABD bağlantısı ve teknoloji transferi konusundaki avantajları, Türkiye’nin ihracat stratejisini gözden geçirmesini gerektiriyor. Bölgesel olarak, bu gelişme NATO’nun geleceği ve Avrupa güvenlik mimarisi açısından da yakından takip edilmeli.