Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Washington’a gerçekleştirdiği üç günlük resmi ziyaret sona erdi. Ancak ABD Kongresi’ndeki Çin uzmanları ve ABD-Çin politika camiası, zirvenin geniş kapsamlı sonuçlarını hâlâ çözümlemeye çalışıyor. Xi ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki görüşmeler, ticaretten Kuzey Kore’ye, Güney Çin Denizi’nden siber güvenliğe kadar birçok başlığı kapsadı. Yıl sonuna kadar iki lider zirvesi daha yapılması bekleniyor.
Zirvenin arka planı ve kongredeki yankıları
Xi Jinping’in üç günlük Washington ziyareti, ABD-Çin ilişkilerinde kritik bir dönemeçte gerçekleşti. İki ülke arasında ticaret savaşı endişeleri, teknoloji rekabeti ve bölgesel güvenlik konularında artan gerilimler bulunuyor. Ziyaret sırasında Xi ve Trump, ikili ticaret anlaşmazlıkları, fikri mülkiyet hakları, Kuzey Kore’nin nükleer programı ve Güney Çin Denizi’ndeki askeri faaliyetler gibi konuları ele aldı.
Kongre’deki Çin izleme grupları, zirveden çıkan somut sonuçları değerlendirmek için toplantılar düzenliyor. Özellikle Senato ve Temsilciler Meclisi’ndeki iki partili Çin Komisyonu üyeleri, anlaşmaların uygulanabilirliği ve ABD’nin uzun vadeli stratejik çıkarları açısından tatmin edici olup olmadığını sorguluyor. Bazı kongre üyeleri, “statükoyu koruma” yaklaşımının yeterli olmadığını, Çin’in ekonomik ve askeri yükselişine karşı daha sert önlemler alınması gerektiğini savunuyor.
Zirve sırasında açıklanan ortak basın toplantısında Xi ve Trump, ticaret açığını azaltmaya yönelik bir dizi mutabakat zaptı imzalandığını duyurdu. Ancak bu anlaşmaların detayları henüz netleşmedi. Kongre kaynakları, anlaşmaların bağlayıcılığı ve denetim mekanizmalarının zayıf olduğu eleştirisini getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Xi-Trump zirvesi, yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, aynı zamanda Asya-Pasifik bölgesindeki güç dengesi açısından da büyük önem taşıyor. Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi, Güney Çin Denizi’ndeki askeri varlığı ve Tayvan’a yönelik politikaları, ABD’nin bölgedeki müttefikleriyle ilişkilerini etkiliyor. Zirvede Tayvan konusunun ne ölçüde ele alındığı belirsizliğini koruyor. ABD’nin Tayvan’a silah satışı ve Güney Çin Denizi’ndeki serbest seyrüsefer operasyonları, iki ülke arasında gerilim yaratmaya devam ediyor.
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile yapılacak olası bir zirve öncesinde, Çin’in rolü kritik. Trump yönetimi, Kuzey Kore’nin nükleer programından vazgeçmesi için Çin’in baskı yapmasını bekliyor. Ancak Pekin, Pyongyang üzerindeki etkisini sınırlı tutmakta ve kendi güvenlik çıkarlarını korumak istiyor. Zirvede bu konuda somut bir adım atılıp atılmadığı belirsiz.
Ekonomik cephede ise ABD’nin Çin’e yönelik 301 maddesi kapsamındaki ek gümrük tarifeleri ve Çin’in misilleme tehditleri, küresel ticaret sistemini tehdit ediyor. Zirvede bir ticaret savaşının önlenmesi için geçici bir mutabakat sağlansa da, yapısal sorunlar çözülmüş değil. ABD’li iş dünyası temsilcileri, belirsizliğin yatırım kararlarını olumsuz etkilediğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin zirvesi, küresel ticaret ve güvenlik dengelerini doğrudan etkiliyor. Türkiye, hem ABD hem de Çin ile önemli ekonomik ve stratejik ilişkilere sahip. Olası bir ticaret savaşı, Türkiye’nin ihracat pazarlarını ve küresel tedarik zincirlerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD’nin Çin’e yönelik teknoloji kısıtlamaları, Türkiye’nin savunma sanayii ve yüksek teknoloji yatırımları açısından dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, denge politikası izleyerek hem Batı hem de Doğu ile ilişkilerini korumaya çalışıyor. Zirvenin sonuçları, Ankara’nın ekonomik ve diplomatik önceliklerini gözden geçirmesine neden olabilir.