ABD Kongresi'nde 2027 mali yılı savunma bütçesi görüşmeleri sürerken, milletvekilleri temel bir gerçekle yüzleşmek zorunda: çocukları ve torunları bu faturaları ödeyecek. Pentagon'un 2025'te 849 milyar dolar olarak belirlenen bütçesinin 2027'de 1 trilyon doları aşması beklenirken, bu rakamın önemli bir kısmı borçlanma yoluyla finanse edilecek. Kongre Bütçe Ofisi verilerine göre, federal hükümetin harcadığı her 3 dolardan 1'i borçla karşılanıyor. Bu durum, ABD'nin 36 trilyon doları aşan milli borcunu daha da şişirirken, faiz ödemeleri 2027'de savunma bütçesini geçebilir.
Savunma harcamalarının bilançosu: Başarısız projeler ve devasa borç
Kongre'nin onayladığı ancak maliyetleri kontrol edilemeyen savunma projeleri, vergi mükelleflerine yıllık milyarlarca dolara mal oluyor. Örneğin, F-35 savaş uçağı programı 1,7 trilyon dolarlık toplam maliyetiyle tarihteki en pahalı silah sistemi olmaya aday. Deniz Kuvvetleri'nin Ford sınıfı uçak gemileri, başlangıçta 13 milyar dolar olarak planlanmasına rağmen, şu anda 15 milyar doları aştı. Ayrıca, LCS sınıfı savaş gemileri ve Zumwalt sınıfı muhripler performans hedeflerini karşılayamazken, Kongre bu projeleri durdurmak yerine her yıl daha fazla fon ayırmaya devam ediyor.
Uzmanlar, bu durumun "borçla büyüme" kısır döngüsü yarattığını belirtiyor. Heritage Foundation adlı düşünce kuruluşunun raporuna göre, 2025'te faiz ödemeleri 870 milyar dolarla savunma bütçesini aştı. 2027'de bu rakamın 1 trilyon doları bulması bekleniyor. Yani ABD, silahları için borç alıyor ve bu borcun faizini daha fazla borçla ödüyor.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD'nin borç krizi dünyayı nasıl etkiliyor?
ABD'nin artan borç yükü, doların küresel rezerv para statüsünü zayıflatma potansiyeli taşıyor. Çin ve Rusya, BRICS kanalıyla alternatif ödeme sistemleri geliştirirken, ABD'nin borç krizi bu ülkelerin elini güçlendiriyor. Ayrıca, faiz oranlarının yüksek seyretmesi, gelişmekte olan ülkelerin borçlanma maliyetlerini artırarak küresel bir borç krizine yol açabilir. Özellikle Asya ve Afrika'da birçok ülke, ABD'nin borç sorununun dolaylı etkilerini hissedecek.
Uzun vadede ise, ABD'nin askeri gücünü finanse etmekte zorlanması, NATO ittifakını ve Asya-Pasifik'teki askeri varlığını olumsuz etkileyebilir. Avrupa ve Asya'daki müttefikler, ABD'nin azalan gücü karşısında kendi savunma harcamalarını artırmak zorunda kalabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin savunma harcamalarındaki bu borçlanma modeli, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, küresel ekonomik istikrarsızlık yaratma potansiyeli taşıyor. ABD faizlerinin yüksek kalması, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin borçlanma maliyetlerini artırıyor ve sermaye çıkışlarına neden olarak TL üzerinde baskı yaratıyor. Ayrıca, ABD'nin savunma projelerindeki bütçe kısıtlamaları, Türkiye'ye F-35 satışı gibi askeri iş birliklerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, kendi savunma sanayiinde yerli ve milli projelere ağırlık vererek bu tür dış bağımlılıkları azaltmaya çalışsa da, küresel borç krizinin etkilerinden tamamen kaçınması mümkün değil.