11 Eylül 2001 saldırılarının ardından geçen 25 yılda, hayatını kaybedenlerin aileleri ve hayatta kalanlar, ABD Kongresi ve siyasi sınıfın kendilerini yüzüstü bıraktığını söylüyor. Törenlerde gösterilen ilgi, sorumluların hesap vermesi ve mağdurlara yönelik destek konusunda somut adımların önüne geçti. Aileler, yıllardır Suudi Arabistan'ın rolü, istihbarat başarısızlıkları ve 9/11 Komisyonu tavsiyelerinin uygulanmaması gibi konularda tatmin edici yanıt alamadı.
Yıllardır Süren Hayal Kırıklığı
11 Eylül saldırılarında hayatını kaybeden yaklaşık 3.000 kişinin aileleri, yıllardır adalet arayışında. 2004'te yayımlanan 9/11 Komisyonu raporu, istihbarat ve güvenlik alanında yapısal reformlar önerdi. Ancak aileler, bu önerilerin büyük bölümünün kâğıt üzerinde kaldığını belirtiyor. Özellikle Suudi Arabistan'ın saldırılardaki rolüne dair dosyaların gizliliği ve Kongre'nin bu konuda yasal düzenleme yapmaması, mağdurların en çok şikâyet ettiği konular arasında.
2016'da kabul edilen JASTA (Adalete Karşı Terörizm Sponsorlarının Hesap Verebilirliği Yasası) ile ailelere Suudi Arabistan'a dava açma hakkı tanındı. Ancak süreç, siyasi engellemeler ve yargısal zorluklar nedeniyle tıkandı. Aileler, Kongre üyelerinin törenlerde görünüp yasama sürecinde sessiz kaldığını vurguluyor.
Siyasi Sınıfın Çifte Standardı
Her yıl 11 Eylül anma törenlerinde siyasetçiler, mağdur ailelerine başsağlığı diliyor ve terörle mücadele mesajları veriyor. Ancak ailelere göre bu törenler, gerçek sorunlardan kaçmak için birer vitrin. Örneğin, 9/11 sağlık programı için ayrılan fonlar yıllar içinde azaltıldı; ilk müdahale ekipleri ve hayatta kalanlar, kanser ve solunum yolu hastalıklarıyla boğuşurken yeterli desteği alamıyor. Kongre, 2010'da kabul edilen Zadroga Yasası'nı 2015 ve 2019'da yeniledi; ancak bu yenilemeler her seferinde siyasi pazarlıklara sahne oldu ve programın sürekliliği garanti altına alınamadı.
Ayrıca, 11 Eylül sonrası işkence ve gözaltı programlarına dair raporlar (Senato İstihbarat Komitesi'nin 2014 raporu gibi) kamuoyuna yansıdı, fakat sorumlular hakkında herhangi bir yaptırım uygulanmadı. Bu durum, ailelerin adalet duygusunu zedeliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
11 Eylül, sadece ABD'yi değil, tüm dünyayı etkileyen bir dönüm noktası oldu. Ardından başlatılan 'Teröre Karşı Savaş', Afganistan ve Irak işgallerini beraberinde getirdi; milyonlarca insan yerinden edildi, yüz binlerce sivil hayatını kaybetti. Bu süreçte ABD'nin uluslararası itibarı zedelenirken, terör örgütleri yeni coğrafyalarda palazlandı. Bugün hâlâ Guantanamo Üssü'nde yargılanmayı bekleyen tutuklular var ve 11 Eylül davaları askeri mahkemelerde sürüncemede.
Aileler, Kongre'nin 9/11 sonrası güvenlik mimarisini yeniden şekillendirirken şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinden uzaklaştığını düşünüyor. Özellikle Suudi Arabistan ile ilişkilerin petrol ve silah ticareti ekseninde yürütülmesi, adalet arayışını gölgeliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
11 Eylül sonrası ABD'nin terörle mücadele adı altında yürüttüğü politikalar, Türkiye'yi de yakından etkiledi. Irak'ın işgali ve bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırdı; PKK gibi terör örgütlerine karşı uluslararası işbirliği zayıfladı. Ayrıca, ABD'nin Suudi Arabistan ile ilişkileri, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu etkiliyor. 9/11 sonrası oluşan tek kutuplu dünya düzeni, Türkiye'nin çok taraflı diplomasi arayışını şekillendirdi. Bugün, benzer şekilde, terörle mücadelede çifte standart eleştirileri Türk kamuoyunda yankı buluyor.