ABD'de her on yılda bir yapılan nüfus sayımının ardından eyaletler, Temsilciler Meclisi sandalyelerini yeniden dağıtmak için seçim bölgelerini yeniden çizer. Bu süreç, 'gerrymandering' olarak bilinen, iktidardaki partinin lehine sınırların manipüle edilmesi tartışmalarını da beraberinde getiriyor. 2022 ara seçimleri öncesinde tamamlanan bu yeniden bölgelendirme süreci, Cumhuriyetçi Parti'ye belirgin bir avantaj sağladı. Ancak uzmanlar, bu avantajın Temsilciler Meclisi'ni kazanmak için yeterli olmadığı görüşünde. Öte yandan Demokratlar, Senato'da zorlu bir mücadeleyle karşı karşıya, ancak son aylarda şanslarının arttığı belirtiliyor.
Yeniden Bölgelendirme Süreci ve Gerrymandering
Her on yılda bir yapılan nüfus sayımı, 435 Temsilciler Meclisi sandalyesinin eyaletlere dağılımını belirler. Bazı eyaletler sandalye kaybederken, diğerleri kazanır. Örneğin, Teksas iki, Florida bir sandalye kazanırken, Kaliforniya ve New York gibi eyaletler sandalye kaybetti. Bu değişiklikler, eyalet yasama organlarının kontrolündeki yeniden bölgelendirme sürecini tetikler. Geleneksel olarak, iktidardaki parti kendi lehine bölgeler çizmeye çalışır. Bu sefer de Cumhuriyetçiler, özellikle Teksas, Florida, Georgia ve Ohio gibi eyaletlerde agresif bir gerrymandering uyguladı.
Sonuç olarak, Cumhuriyetçiler bu süreçte net bir avantaj elde etti. Analizlere göre, yeniden bölgelendirme sayesinde Cumhuriyetçiler, Demokratlara kıyasla 3 ila 5 daha fazla sandalye kazanma potansiyeline sahip. Ancak bu, Meclis'in kontrolünü garantilemek için yeterli değil. Başkan Joe Biden'ın düşük onay oranları, enflasyon ve kürtaj hakları gibi konular seçmen davranışlarını etkiliyor. Uzmanlar, Cumhuriyetçilerin avantajına rağmen, sandalye farkının daralabileceğini ve partiler arasındaki rekabetin kızışacağını öngörüyor.
Senato Yarışı: Demokratlar İçin Zorlu, Ama Umutlu
Senato'da ise durum farklı. 50-50 eşitliğin olduğu Senato'da, Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in belirleyici oyu Demokratlara avantaj sağlıyor. Ancak ara seçimlerde 34 sandalye yarışıyor ve bunların 14'ü Cumhuriyetçiler, 20'si Demokratlar tarafından tutuluyor. Demokratların savunması gereken sandalye sayısının fazla olması, onları dezavantajlı konuma getiriyor. Özellikle Georgia, Arizona, Nevada ve New Hampshire gibi eyaletlerdeki yarışlar kilit önem taşıyor. Demokratlar, bu eyaletlerde adaylarının güçlü olduğunu ve Başkan Biden'ın popülaritesindeki son artışın kendilerine yaradığını düşünüyor. Ayrıca, kürtaj hakkı ve demokrasi savunusu gibi konuların seçmenleri mobilize ettiği belirtiliyor.
Cumhuriyetçiler ise ekonomik endişeler, suç oranları ve göçmenlik politikalarına odaklanıyor. Eski Başkan Donald Trump'ın desteği, Cumhuriyetçi adaylar için kritik. Ancak Trump'ın seçimleri sorgulayan söylemleri ve hukuki sorunları, bazı bağımsız seçmenleri uzaklaştırabilir. Uzmanlar, Senato'nun kontrolünün hangi partiye geçeceğinin belirsiz olduğunu ancak Demokratların şansının son aylarda arttığını ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Kongre seçimleri, Türk-Amerikan ilişkileri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Temsilciler Meclisi ve Senato'nun kontrolü, Türkiye'ye yönelik yaptırımlar, F-35 ve S-400 konuları, askeri yardım ve ikili ticaret gibi meselelerde belirleyici olacak. Cumhuriyetçilerin Meclis'te çoğunluğu kazanması, Biden yönetiminin Türkiye politikasını zorlaştırabilir; özellikle Yunanistan ve Ermeni lobisinin etkisiyle Türkiye karşıtı tasarıların gündeme gelmesi muhtemeldir. Senato'da ise Cumhuriyetçilerin çoğunluğu, dış politikada daha sert bir tutum sergilenmesine yol açabilir. Ancak her iki partide de Türkiye ile işbirliğini savunan isimler bulunuyor. Bu nedenle, seçim sonuçları Ankara'nın Washington ile ilişkilerinde yeni bir denklem yaratabilir.