ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA), kimyasal devi Chemours Şirketi ile yıllardır süren yasa dışı “sonsuz kimyasallar” (PFAS) deşarjları nedeniyle 450 milyon dolarlık bir uzlaşma anlaşmasına vardı. Trump yönetiminin Çarşamba günü duyurduğu anlaşma, federal hükümetin büyük bir PFAS üreticisine karşı yürüttüğü ilk uygulama davasının çözümü olarak tarihe geçti. Chemours, West Virginia ve Kuzey Carolina’daki tesislerinden yıllarca PFAS atıklarını çevreye salmakla suçlanıyordu.
Anlaşmanın ayrıntıları ve arka planı
Chemours, 450 milyon doların yanı sıra, PFAS kirliliğini temizlemek ve gelecekteki deşarjları durdurmak için ek önlemler almayı kabul etti. Şirket, ayrıca mevcut ve gelecekteki kirlilikle ilgili olarak federal ve eyalet yetkilileriyle iş birliği yapacak. EPA, anlaşmanın Chemours’un sorumluluğunu netleştirdiğini ve diğer PFAS üreticileri için emsal teşkil ettiğini belirtti. PFAS, “perfloroalkil ve polifloroalkil maddeler” olarak bilinen, doğada çözünmeyen ve insan sağlığına zararlı olduğu kanıtlanmış bir kimyasal grubunu ifade ediyor. Bu kimyasallar, su geçirmez tekstillerden yangın söndürme köpüklerine kadar birçok üründe kullanılıyor ve kanser, karaciğer hasarı, bağışıklık sistemi bozuklukları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Chemours’un bağlı olduğu DuPont ve 3M gibi diğer büyük kimyasal şirketler de PFAS kirliliği nedeniyle benzer davalarla karşı karşıya. ABD’de son yıllarda PFAS ile ilgili toplu davalar artarken, eyaletler ve federal hükümet bu kimyasalların kullanımını sınırlayan düzenlemeler getirmeye çalışıyor. EPA, 2023’te içme suyunda PFAS seviyelerini düzenleyen ilk federal kuralı yayınlamıştı. Ancak bu alandaki yasal boşluklar ve şirketlerin direnci, kirlilikle mücadeleyi zorlaştırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu dava, PFAS kirliliğinin küresel bir sorun olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. ABD’de binlerce bölge içme suyunda PFAS tespit edilirken, Avrupa Birliği de PFAS kullanımını kısıtlayan yeni düzenlemeler hazırlıyor. Çevre örgütleri, Chemours anlaşmasının diğer şirketler için caydırıcı olması gerektiğini vurguluyor. Ancak eleştirmenler, 450 milyon doların şirketin yıllık cirosunun çok küçük bir kısmı olduğunu ve gerçek temizlik maliyetlerinin milyarlarca doları bulabileceğini belirtiyor. Öte yandan, anlaşma Trump yönetiminin çevre koruma konusunda nadir adımlarından biri olarak dikkat çekiyor. Zira Trump döneminde EPA bütçesi kesilmiş ve birçok çevre düzenlemesi gevşetilmişti.
PFAS üretimi özellikle ABD, Çin ve Almanya’da yoğunlaşmış durumda. Çin, dünyanın en büyük PFAS üreticisi konumunda. Uzmanlar, Çin kaynaklı PFAS kirliliğinin küresel ölçekte yayıldığını ve uluslararası iş birliği gerektirdiğini ifade ediyor. Bu bağlamda, ABD’deki Chemours davasının, diğer ülkelerde de benzer yasal süreçleri tetikleyebileceği değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’de PFAS kirliliği henüz geniş çaplı olarak araştırılmamış olsa da, küresel ticaret ve su döngüsü yoluyla bu kimyasalların ülkemize ulaştığı biliniyor. Özellikle tekstil ve deri sektöründe kullanılan PFAS, Türkiye’nin ihracat ürünlerinde de bulunabiliyor. AB’nin PFAS kısıtlamalarına hazırlıklı olmak, Türk sanayicileri için rekabetçilik açısından kritik. Ayrıca, Türkiye’de içme suyu kaynaklarının PFAS açısından izlenmesi ve olası kirlilik kaynaklarının belirlenmesi, halk sağlığı için önemli. Bu dava, Türkiye’nin de benzer çevresel düzenlemeleri gündemine alması gerektiğini gösteriyor.