Hindistan Başbakanı Narendra Modi, bu hafta Endonezya, Avustralya ve Yeni Zelanda’yı kapsayan bir ziyaret turuna çıkıyor. Ziyaretin odağında, ABD’nin Hint-Pasifik bölgesine yönelik taahhütlerinin giderek daha fazla sorgulandığı ve Çin’in bölgesel nüfuzunun hızla genişlediği bir ortamda, Hint-Pasifik ülkeleriyle ilişkileri güçlendirmek yer alıyor. Hindistan, ekonomik iş birliğini derinleştirmek, deniz güvenliğini artırmak ve bölgesel tedarik zincirlerini çeşitlendirmek için bu üç ülkeyle yeni ortaklıklar arayışında. Ziyaret, aynı zamanda Hindistan’ın Çin’in askeri ve ekonomik yayılmasına karşı kendi çok kutuplu diplomasisini nasıl konumlandırdığını da gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
Modi’nin turu, ABD’nin Hint-Pasifik’e yönelik politikalarında belirsizliklerin arttığı bir döneme denk geliyor. Biden yönetimi, bölgeye olan bağlılığını vurgulasa da, Kongre’deki siyasi krizler ve savunma bütçesi tartışmaları, ABD’nin Asya’da uzun vadeli bir güç olarak kalıp kalmayacağı sorusunu gündeme getiriyor. Özellikle Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki askeri faaliyetleri ve Tayvan çevresindeki gerginlikler, ABD’nin caydırıcılık kapasitesinin test edildiği alanlar olarak öne çıkıyor. Bu ortamda Hindistan, ABD’nin en önemli bölgesel ortaklarından biri olarak, kendi çıkarlarını korumak için alternatif ittifaklar geliştirme stratejisi izliyor.
Ziyaretin ilk durağı Endonezya, Hindistan’ın Güneydoğu Asya’daki en yakın ortaklarından biri. İki ülke, deniz güvenliği ve stratejik ticaret yolları konusunda iş birliğini artırmayı hedefliyor. Ardından Avustralya ile yapılacak görüşmelerde, kritik mineraller, savunma teknolojisi ve eğitim alanlarında anlaşmalar imzalanması bekleniyor. Yeni Zelanda ise, Hindistan’ın Pasifik Adaları’na yönelik angajmanında kilit bir ortak olarak görülüyor. Modi’nin bu ülkeyle ticaret ve iklim değişikliği konularında iş birliğini derinleştirmesi öngörülüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Modi’nin bu ziyareti, sadece ikili ilişkilerin güçlendirilmesi değil, aynı zamanda Çin’in bölgedeki Kuşak ve Yol Girişimi’ne (BRI) karşı bir denge unsuru olarak da okunuyor. Çin, Hint-Pasifik’te ekonomik ve askeri varlığını sürekli artırırken, Hindistan ve diğer bölge ülkeleri, Pekin’e bağımlılığı azaltmak için yeni ortaklıklar arıyor. ABD’nin öncülüğündeki Quad (Hindistan, ABD, Japonya, Avustralya) ittifakı da bu denge arayışının bir parçası. Ancak ABD’nin siyasi istikrarsızlığı ve Çin’le ticaret savaşları, bu ittifakın etkinliğini sınırlayabilir.
Bölgesel düzeyde, Modi’nin ziyareti, Hint-Pasifik’te tedarik zincirlerinin yeniden yapılandırılması sürecine de ivme kazandırıyor. Hindistan, Avustralya’nın nadir toprak elementleri ve lityum gibi kritik minerallerine erişim sağlayarak, Çin’in bu alandaki hakimiyetini kırmayı hedefliyor. Ayrıca, Endonezya ile savunma sanayii iş birliği, Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki askeri varlığına karşı ortak bir duruşun sinyallerini veriyor. Uzmanlar, bu tür ziyaretlerin, bölgede Çin’in tekelini kırmak için uzun vadeli bir stratejinin parçası olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hint-Pasifik’teki bu gelişmeler, Türkiye’nin küresel güç dengeleri içindeki konumunu dolaylı olarak etkiliyor. Türkiye, Çin’in Kuşak ve Yol girişimine aktif katılım gösterirken, aynı zamanda Hindistan ve ABD ile de savunma ve ticaret alanlarında ilişkilerini geliştiriyor. Modi’nin bu turu, Türkiye’nin Orta Asya ve Hint Okyanusu’na yönelik politikaları için de ipuçları sunuyor: Çin’e alternatif tedarik zincirleri arayışı, Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasında bir lojistik merkez olma hedefiyle örtüşüyor. Ayrıca, Hindistan’ın Endonezya ile artan iş birliği, Türkiye’nin Güneydoğu Asya’daki İslam dünyasıyla ilişkileri açısından da izlenmeye değer. Ancak Türkiye’nin Çin’le dengeli ilişkileri ve NATO üyeliği, bu süreçte tarafsız bir pozisyon almasını gerektiriyor.