ABD'nin Kanada'ya yönelik ticaret savaşı, başkanlık görüşmelerinin çökmesinin ardından yeni bir boyut kazandı. Washington yönetimi, Kanada'dan ithal edilen 20 milyar dolar (14,6 milyar sterlin) değerindeki ürüne yüzde 50 gümrük vergisi uygulama kararı aldı. Bu gelişme, iki ülke arasında tarihi müttefiklik bağlarını zorlayan en ciddi ticari gerilimlerden biri olarak değerlendiriliyor. Kanada hükümeti, söz konusu vergilere ‘dolar dolara’ karşılık verme sözü vererek misilleme hazırlıklarına başladığını duyurdu.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Başkanı Donald Trump'ın ticaret politikaları, son aylarda Kanada ile ilişkileri gerginleştirmişti. Trump yönetimi, ulusal güvenlik gerekçesiyle çelik ve alüminyum ithalatına getirdiği ek vergileri genişleterek Kanada'nın otomotiv, kereste ve tarım ürünlerini de kapsayacak şekilde yeni yaptırımlar uygulamaya başladı. En son adımda, Trump'ın ‘müzakere masasında zorluk yarattığı’ gerekçesiyle Kanada Başbakanı Justin Trudeau ile yapılan görüşmelerden sonuç alınamadı. Görüşmelerin çökmesi, ABD'nin 20 milyar dolarlık ürün grubuna yönelik yüzde 50'lik gümrük vergisini yürürlüğe koymasına zemin hazırladı.
Kanada hükümeti, bu vergilerin Kuzey Amerika ekonomisine büyük zarar vereceğini ve iki ülke arasındaki ticaret hacmini ciddi şekilde daraltacağını belirtiyor. Ottawa yönetimi, ABD'nin müttefik ülkelere karşı bu tür ticari baskı araçları kullanmasını ‘uluslararası ticaret kurallarının ihlali’ olarak nitelendiriyor. Kanada Başbakanlık Ofisi'nden yapılan açıklamada, “Kanada, vatandaşlarının ve işletmelerinin çıkarlarını korumak için tüm seçenekleri değerlendirecektir. Dost ülkelere karşı uygulanan bu haksız vergilere kayıtsız kalmayacağız” ifadelerine yer verildi.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Bu gelişme, sadece Kanada ekonomisini değil, aynı zamanda küresel ticaret sistemini de etkileme potansiyeline sahip. Kuzey Amerika'nın iki büyük ekonomisi arasındaki bu çatışma, Amerika kıtasındaki ticaret dengelerini değiştirebilir. Meksika da benzer tarifelerle karşı karşıya kalabileceği için bölgedeki ticaret blokları üzerinde yeni bir baskı oluşabilir. Uzmanlar, ABD'nin bu hamlesinin, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarını zayıflatabileceğini ve 'tüm ülkelerin ticaret savaşlarına sürüklenebileceği' bir dönemin kapısını aralayabileceğini belirtiyor.
Trump yönetiminin ‘Amerika Birinci’ politikası çerçevesinde aldığı bu karar, Avrupa Birliği başta olmak üzere diğer müttefik ülkelerle de ilişkileri gerginleştirebilir. Avrupa Komisyonu, ABD'nin bu hareketini ‘korumacı’ olarak nitelendirirken, NATO müttefikleri arasında dayanışmanın zedeleneceği endişesi dile getiriliyor. Kanada'nın, ABD'ye karşı uluslararası hukuk yollarına başvurabileceği ve DTÖ'ye şikayette bulunabileceği de gelen haberler arasında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Kanada'ya yönelik bu vergi kararları, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için de önemli bir gösterge niteliği taşıyor. Korumacılığın küresel ölçekte tırmanması, Türkiye'nin ihracat pazarlarında belirsizlik yaratabilir. Özellikle ABD ile yaşanan ticari sürtüşmeler (çelik-alüminyum tarifeleri ve CAATSA yaptırımları gibi) göz önüne alındığında, Türkiye'nin bu tür gelişmelere karşı hazırlıklı olması gerektiği anlaşılıyor. Kanada'nın misilleme politikası, küçük ve orta ölçekli ekonomilerin büyük güçlere karşı direnç stratejilerini güçlendirebilir. Türkiye'nin benzer durumlarda diplomatik ve ekonomik araçlarını etkin kullanması, dış ticaret politikalarını çeşitlendirmesi bu bağlamda önem kazanıyor.