ABD ile Kanada arasındaki ticaret savaşı, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri derinden sarsarken, eski Kanadalı diplomat Colin Robertson, yaşanan gerilimin yalnızca iki ülkeyi değil, küresel ekonomiyi de tehdit ettiğini söyledi. NPR’ye konuşan Robertson, ABD’nin Kanada’ya yönelik uyguladığı gümrük tarifelerinin ve Kanada’nın misilleme önlemlerinin, Kuzey Amerika’nın ekonomik entegrasyonunu zayıflattığını ve dünya ticaretinde belirsizlik yarattığını ifade etti. İki ülke arasındaki ticaret hacminin günlük 2 milyar doları aştığı düşünüldüğünde, bu savaşın etkilerinin sınırların ötesine taşacağı açık.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ile Kanada arasındaki ticaret anlaşmazlığı, ABD yönetiminin çelik ve alüminyum ithalatına getirdiği ek gümrük tarifeleriyle başladı. Kanada, bu tarifelere karşılık olarak ABD’den ithal edilen çeşitli ürünlere misilleme tarifeleri uygulama kararı aldı. Colin Robertson, bu durumun iki ülke arasındaki uzun süreli iş birliğine gölge düşürdüğünü ve özellikle otomotiv ve tarım sektörlerinde ciddi kayıplara yol açabileceğini belirtti. Robertson, “Bu sadece bir ticaret anlaşmazlığı değil; iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın sorgulanması anlamına geliyor” dedi.
Kanada Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamalarda, ABD’nin tarifelerinin Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına aykırı olduğu savunulurken, Ottawa yönetiminin diplomatik yollarla çözüm arayışını sürdürdüğü bildirildi. Ancak Robertson, müzakerelerin kısa vadede sonuç vermeyeceğini, çünkü ABD’nin ticaret politikalarında daha korumacı bir çizgi benimsediğini vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu ticaret savaşı, yalnızca Kuzey Amerika’yı değil, küresel tedarik zincirlerini de etkiliyor. ABD ve Kanada, dünyanın en büyük ticaret ortakları arasında yer alıyor; iki ülke arasındaki mal ve hizmet ticareti yıllık 700 milyar dolar seviyesinde. Uzmanlar, yaşanan gerilimin Meksika’yı da içine alan USMCA (ABD-Meksika-Kanada Anlaşması) kapsamındaki iş birliğini zayıflatabileceği konusunda uyarıyor. Colin Robertson, “Bu savaş, Kuzey Amerika’nın küresel rekabetteki konumunu zayıflatıyor. Çin ve Avrupa Birliği gibi aktörler bu durumdan avantaj elde edebilir” diye konuştu.
Küresel piyasalarda da dalgalanmalar yaşanıyor. ABD’nin tarifeleri nedeniyle çelik fiyatlarında artış beklenirken, Kanada’nın misillemeleri ABD’li üreticileri olumsuz etkiliyor. İki ülkenin liderleri arasında yapılan görüşmelerden henüz somut bir sonuç çıkmış değil. Ekonomistler, bu belirsizliğin yatırım kararlarını ertelettiğini ve küresel büyümeyi yavaşlattığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Kanada ticaret savaşı, Türkiye’yi doğrudan etkilemese de küresel ekonomik dengeler açısından önemli sinyaller veriyor. Bu savaş, korumacı politikaların küresel ticarette yeniden yükselişe geçtiğini gösteriyor. Türkiye, ihracata dayalı büyüme modeli nedeniyle ticaret savaşlarının yarattığı belirsizliklerden etkilenebilir. ABD’nin tarifeleri, dünya ticaretinin yönünü değiştirirken, Türkiye’nin ABD ile yaşadığı ticari sorunlara da yeni bir boyut katabilir. Ayrıca, bu gelişme Türkiye’nin Avrupa Birliği ve diğer ticaret ortaklarıyla ilişkilerini gözden geçirmesi gerektiğini hatırlatıyor. Korumacılığın arttığı bir dönemde Türkiye’nin yeni ticaret anlaşmaları ve tedarik zinciri çeşitlendirmesi konularında stratejik adımlar atması önem kazanıyor.