ABD ile Kanada arasında haftalardır süren yoğun ticaret müzakereleri, cuma gecesi beklenmedik bir şekilde çöktü. Taraflar, bir uzlaşmaya varılamaması üzerine daha önce duyurulan ağır gümrük vergilerinin planlandığı gibi yürürlüğe gireceğini doğruladı. Görüşmelerin çökmesi, Kuzey Amerika'daki ticari dengeleri derinden etkileyecek bir krize işaret ediyor. Hem Washington hem de Ottawa kanadından yapılan açıklamalarda, karşılıklı suçlamalar öne çıkarken, iş dünyası ve piyasalar yeni tarife rejiminin yaratacağı tahribata karşı alarm veriyor.
Müzakere Masası Neden Dağıldı?
ABD yönetiminin, özellikle çelik ve alüminyum sektörlerindeki korumacı politikaları, Kanada ile ilişkilerde ana gerilim kaynağı olmuştu. ABD Ticaret Temsilciliği'nin (USTR) masaya getirdiği son teklif, Kanada'nın süt ürünleri ve kereste sektörlerindeki korumacı uygulamaların kaldırılmasını içeriyordu. Ottawa ise bu talepleri 'egemenliğimize doğrudan müdahale' olarak nitelendirerek geri çevirdi. Kanada Dışişleri Bakanı Chrystia Freeland, gece yaptığı basın açıklamasında, 'Müzakere masasında iyi niyetle bulunduk ancak ABD'nin dayattığı koşullar, iki ülke arasındaki ticari ortaklığın ruhuyla bağdaşmıyor' ifadelerini kullandı. ABD tarafında ise USTR Temsilcisi Robert Lighthizer, 'Kanada'nın uzlaşmaz tutumu, mevcut anlaşmanın çok uzağında bir zihniyeti yansıtıyor. Bizim için tek öncelik Amerikan işçisi ve üreticisidir' dedi.
Görüşmelerin çökmesinde son dakika gelişmelerinin de etkili olduğu belirtiliyor. Kaynaklara göre, özellikle otomotiv sektöründe parça tedarik zincirine ilişkin düzenlemelerde anlaşmazlık yaşandı. ABD tarafının, araçlarda 'yüksek oranda Kuzey Amerika içeriği' şartını yerli üretim lehine ağırlaştırmak istemesi, Kanada'nın itirazına neden oldu. Bu durum, otomotiv devlerinin ve tedarikçilerinin üretim planlarını ciddi biçimde etkileyebilir. Uzmanlar ilk olarak %25'lik gümrük vergilerinin çelik ve alüminyum ürünlerinde uygulanmaya başlayacağını, ardından otomotiv, kereste ve süt ürünlerini kapsayan yeni bir liste üzerinde çalışılacağını değerlendiriyor.
Kuzey Amerika Ticaretinde Yeni Dönem
Tarafların açıklamalarına göre ilk etapta ABD'nin çelik ve alüminyum ithalatına getirdiği %25'lik ek vergiler, Kanada ve Meksika’yı da kapsayacak şekilde genişletilecek. Kanada ise misilleme olarak ABD menşeli tarım ürünlerine, özellikle soya ve mısıra, %10 ila %25 arasında değişen vergiler uygulayacağını duyurdu. Ayrıca Kanada hükümeti, Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) şikayette bulunacağını açıkladı. Bu gelişmeler, 30 yılı aşkın süredir Kuzey Amerika ekonomisini şekillendiren NAALC sürecinin fiilen askıya alınması anlamına geliyor. Ekonomistler, bu krizin hem ABD hem Kanada hem de Meksika ekonomileri için ağır sonuçlar doğuracağını, küresel tedarik zincirlerini sekteye uğratacağını belirtiyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın 'Önce Amerika' politikasının bir yansıması olarak görülen bu adım, müttefik ülkelerle bile sert ticari anlaşmazlıklara girilebileceğinin sinyalini veriyor. Avrupa Birliği, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler, yaşananları yakından takip ediyor; kendi ticari ilişkilerinde benzer bir baskıyla karşılaşabilecekleri endişesini taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu ticari çatışma, Türkiye'nin küresel ticarette önemli bir aktör olarak pozisyonunu yakından ilgilendiriyor. ABD'nin korumacı politikaları, Türkiye'ye ihracatında benzer yaptırımları gündeme getirebilir; ancak diğer yandan Türk çelik üreticileri için alternatif bir pazar fırsatı da doğurabilir. Kuzey Amerika'daki tedarik zincirinin sekteye uğraması, bazı üretimlerin Türkiye gibi maliyet avantajına sahip ülkelere kaymasına yol açabilir. Ancak bu olumsuz bir senaryoda dahi, Türkiye'nin ihracatının önemli bir kısmını oluşturan ABD pazarında belirsizliğin artması riskini beraberinde getiriyor. Türkiye'nin, ABD ile ilişkilerinde ticareti siyasallaştıran bu yaklaşımı göz önünde bulundurarak, ihracat pazarlarını çeşitlendirme ve katma değerli üretime geçiş stratejilerini hızlandırması büyük önem taşıyor.