ABD ile Kanada arasındaki ticari ilişkilerde yeni bir gerginlik yaşanıyor. İki ülke arasındaki ticaret savaşı, 'Elbows up, again: a US-Canada trade flare-up' başlıklı habere konu oldu. Gelişme, Kuzey Amerika ekonomik entegrasyonunu tehdit ederken, küresel piyasalarda da tedirginlik yaratıyor. Bu gerilimin arka planında, Ottawa'nın dijital hizmet vergisi ve ABD'nin buna karşılık gelen misilleme tarifeleri yer alıyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Ticaret Temsilciliği (USTR), Kanada'nın büyük teknoloji şirketlerine getirdiği dijital hizmet vergisine karşılık olarak yeni tarifeler uygulamaya başladı. Bu adım, iki ülke arasında 2020'de yürürlüğe giren ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA) çerçevesinde daha önce çözüme kavuşturulduğu düşünülen bir sorunu yeniden gündeme getirdi. Kanada, verginin adil olduğunu ve küresel bir mutabakatın parçası olana kadar uygulanacağını savunuyor; ABD ise bunun anlaşmaya aykırı olduğunu ve Amerikan şirketlerine haksız bir yük getirdiğini iddia ediyor.
Bu gerilim, iki ülke arasındaki ticaret hacminin büyüklüğü göz önüne alındığında önemli sonuçlar doğurabilir. Kanada, ABD'nin en büyük ikinci ticaret ortağı konumunda; 2023 yılında iki ülke arasındaki mal ve hizmet ticareti 800 milyar doların üzerinde gerçekleşti. Otomotiv, enerji ve tarım gibi sektörler bu ticaretin bel kemiğini oluşturuyor. Analistler, tırmanan gerilimin yatırım kararlarını olumsuz etkileyebileceği ve iki ülkenin de küresel pazarda rekabet gücünü zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD-Kanada ticaret gerilimi, yalnızca iki ülkeyi ilgilendiren bir mesele olmaktan çıkmış durumda. Küresel ticaret sisteminin en önemli aktörlerinden biri olan Kuzey Amerika, uluslararası tedarik zincirlerinin merkezinde yer alıyor. Yaşanan anlaşmazlık, diğer ülkelerde de benzer politikaların uygulanmasına zemin hazırlayabilir. Özellikle dijital hizmet vergileri konusunda Avrupa Birliği başta olmak üzere birçok ülke benzer düzenlemeler yapmayı planlıyor. ABD'nin Kanada'ya karşı aldığı önlemler, bu ülkeleri de kapsayacak şekilde genişleyebilir.
Uzmanlar, ticaret savaşlarının küresel ekonomiyi yavaşlattığına ve belirsizlik yarattığına dikkat çekiyor. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verilerine göre, 2018'de başlayan ABD-Çin ticaret savaşı küresel ticaret hacmini %0,5 oranında düşürmüştü. Benzer bir senaryonun Kuzey Amerika'da yaşanması halinde etkilerin daha büyük olabileceği tahmin ediliyor. Öte yandan, iki ülke arasındaki derin ekonomik bağımlılık göz önüne alındığında, kalıcı bir kopuştan ziyade diplomatik bir çözüm bulunması bekleniyor. Ancak her iki tarafın da iç siyasi dinamikleri, müzakereleri zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ile ticari ilişkilerinde benzer gerilimler yaşamış bir ülke olarak bu gelişmeleri yakından izlemektedir. ABD'nin ticaret politikaları, Türkiye'nin ihracatını etkileyebilecek küresel sonuçlar doğurmaktadır. Özellikle çelik ve alüminyum tarifeleri gibi korumacı önlemler, Türk ihracatçılarını doğrudan etkilemişti. ABD-Kanada arasındaki bu anlaşmazlık, uluslararası ticarette korumacılığın arttığı bir döneme işaret ediyor. Türkiye'nin, çeşitlendirilmiş ticaret ortakları ve gümrük birliği anlaşmalarıyla bu tür risklere karşı direncini artırması önem taşıyor. Ayrıca, dijital hizmet vergileri konusundaki küresel tartışmalara Türkiye'nin de dahil olması gerektiği görülüyor.