ABD'de kolluk kuvvetleri tarafından kullanılan yüz tanıma ve diğer gözetleme sistemleri, federal düzeyde bağlayıcı bir yasal çerçeveden yoksun. Ülke genelinde kameralar ve biyometrik izleme teknolojileri hızla yaygınlaşırken, bu sistemlerin kullanımına ilişkin kurallar eyaletler ve yerel yönetimler arasında büyük farklılıklar gösteriyor. Sivil toplum kuruluşları ve teknoloji uzmanları, keyfi kullanım ve hak ihlalleri riskine dikkat çekiyor.
Gözetleme Teknolojilerinin Yaygınlaşması ve Yasal Boşluk
Son yıllarda ABD'de kolluk kuvvetleri, suç soruşturmalarında yüz tanıma, plaka tanıma, drone gözetleme ve kapalı devre kamera sistemlerini giderek daha fazla kullanıyor. Ancak federal düzeyde bu teknolojilerin kullanımını düzenleyen kapsamlı bir yasa bulunmuyor. Kongre'de çeşitli yasa teklifleri sunulsa da bugüne kadar hiçbiri yasalaşmadı. Bu durum, eyaletlerin ve şehirlerin kendi kurallarını koymasına yol açtı; bazı yerlerde yasaklar getirilirken, bazılarında hiçbir düzenleme yok.
Örneğin, San Francisco ve Boston gibi şehirler yüz tanıma teknolojisinin belediye kurumlarınca kullanımını yasakladı. Buna karşılık, birçok eyalet ve şehirde herhangi bir kısıtlama bulunmuyor. Bu da ülke çapında tutarsız bir uygulama ortaya çıkarıyor. Kolluk kuvvetleri, suçları çözmede bu araçların etkili olduğunu savunurken, sivil haklar grupları yanlış eşleşmeler, ayrımcılık ve mahremiyet ihlalleri konusunda uyarıyor.
Federal düzeydeki boşluk, yapay zeka destekli gözetleme sistemlerinin hızla gelişmesiyle daha da kritik hale geliyor. Uzmanlar, mevcut yasaların bu teknolojilerin yarattığı yeni riskleri ele almakta yetersiz kaldığını belirtiyor. Özellikle yüz tanıma sistemlerinin yanlış sonuç verme oranının koyu tenli bireyler ve kadınlar arasında daha yüksek olduğu yönünde araştırmalar mevcut.
Eyaletler Arası Farklılıklar ve Ulusal Standart İhtiyacı
ABD'de gözetleme teknolojilerine ilişkin düzenlemeler eyalet ve şehir düzeyinde şekilleniyor. Bazı eyaletler, kolluk kuvvetlerinin yüz tanıma kullanımı için açık rıza veya mahkeme kararı gibi şartlar getirirken, diğerleri hiçbir sınırlama öngörmüyor. Bu farklılık, aynı suçun farklı eyaletlerde farklı soruşturma yöntemleriyle ele alınmasına neden oluyor.
Örneğin, Washington eyaleti 2020'de yüz tanıma teknolojisinin kullanımına ilişkin bir yasa kabul ederek, kamu kurumlarının bu teknolojiyi kullanmadan önce şeffaflık ve denetim gerekliliklerini yerine getirmesini zorunlu kıldı. Virginia ise 2021'de yerel yönetimlere yüz tanıma kullanımını düzenleme yetkisi verdi. Ancak Teksas ve Florida gibi eyaletlerde herhangi bir eyalet çapında düzenleme bulunmuyor.
Federal düzeyde bir çerçeve eksikliği, şirketlerin ve teknoloji sağlayıcılarının da belirsizlik içinde hareket etmesine yol açıyor. Bazı büyük teknoloji firmaları, yüz tanıma ürünlerinin satışını geçici olarak durdurdu veya etik kurallar çerçevesinde sınırladı. Ancak bu adımlar gönüllülük esasına dayanıyor ve bağlayıcı değil.
Uluslararası Boyut ve Karşılaştırmalar
ABD'deki düzenleme boşluğu, Avrupa Birliği'nin Yapay Zeka Yasası (AI Act) gibi kapsamlı düzenlemelerle tezat oluşturuyor. AB, yüz tanıma ve biyometrik gözetleme sistemlerini yüksek riskli kategorilere ayırarak sıkı kurallara tabi tuttu. Çin'de ise devlet destekli yaygın gözetleme uygulamaları uluslararası eleştirilere yol açıyor. ABD'nin federal düzeyde bir yasa çıkaramaması, küresel teknoloji standartlarının şekillenmesinde etkisini azaltabilir.
Uluslararası insan hakları örgütleri, ABD'yi gözetleme teknolojileri konusunda ulusal bir strateji benimsemeye çağırıyor. Birleşmiş Milletler de yapay zeka ve gözetleme konusunda üye ülkelere düzenleyici çerçeve oluşturma tavsiyesinde bulunuyor. ABD'nin bu alandaki pasif tutumu, diğer ülkelerin kendi kurallarını oluşturmasında referans olma potansiyelini zayıflatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki düzenleme boşluğu, Türkiye'nin kendi gözetleme ve yapay zeka politikalarını şekillendirmesi açısından ders niteliğinde. Türkiye'de kolluk kuvvetlerinin yüz tanıma ve kamera sistemleri kullanımı son yıllarda artış gösterirken, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde düzenlemeler mevcut. Ancak ABD örneği, federal bir çerçevenin yokluğunda eyaletler arası farklılıkların nasıl hak ihlallerine ve keyfi uygulamalara yol açabileceğini gösteriyor. Türkiye, yapay zeka destekli gözetleme teknolojilerinde şeffaflık, denetim ve hesap verebilirlik ilkelerini güçlendirerek hem iç güvenlik hem de uluslararası itibar açısından daha sağlam bir zemine oturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü yapay zeka diyaloğu, bu alandaki düzenlemelerin uyumlaştırılması bakımından önem taşıyor.