ABD ekonomisinin temel göstergeleri – GSYİH büyümesi, işsizlik oranı, enflasyon – olumlu bir tablo çizerken, Amerikan halkının ekonomiye yönelik algısı tarihi dip seviyelerde seyrediyor. Çalışma İstatistikleri Bürosu verilerine göre işsizlik oranı yüzde 3,5 ile son 50 yılın en düşük seviyelerindeyken, kamuoyu yoklamaları vatandaşların büyük çoğunluğunun ekonomik durumu 'kötü' veya 'çok kötü' olarak nitelendirdiğini gösteriyor. Bu paradoks, ekonomistler ve politika yapıcılar arasında hararetli tartışmalara yol açıyor.
Makro Verilerle Halkın Cebi Arasındaki Uçurum
Resmi veriler ekonominin güçlü olduğunu söylese de, Amerikalıların günlük yaşamındaki deneyimler farklı. Gıda, enerji ve kira fiyatlarındaki artış, özellikle düşük ve orta gelirli haneleri zorluyor. Pandemi sonrası toparlanma döneminde birikmiş tasarruflar erirken, kredi kartı borçları rekor seviyelere ulaştı. Kişisel iflas başvuruları artarken, konut kredisi faizlerinin yükselmesi ev sahibi olma hayalini giderek uzaklaştırıyor.
Enflasyonun yavaşlamasına rağmen, fiyat seviyelerinin pandemi öncesine dönmemesi, tüketici güvenini zedeliyor. İşgücü piyasasındaki güçlü talep nominal ücretleri yükseltse de, reel ücretler henüz enflasyonun gerisinde kalmış durumda. Bu durum, özellikle hizmet sektörü çalışanları ve gençler arasında ekonomik memnuniyetsizliği körüklüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu algı sorunu yalnızca ABD'ye özgü değil. Birçok gelişmiş ekonomide, makroekonomik göstergeler iyimserlik saçarken halkın nabzı farklı atıyor. Avrupa'da da benzer bir 'iyi ekonomi-kötü algı' ikilemi yaşanıyor. Bununla birlikte, ABD örneği küresel ekonomik gidişat açısından belirleyici. Dünyanın en büyük ekonomisinde iç talebin zayıflaması, gelişmekte olan ülkelerin ihracatını ve finansal istikrarını etkileyebilir.
Siyasi olarak ise, bu durum Başkan Joe Biden'ın yeniden seçilme şansını doğrudan etkiliyor. Seçmenler ekonominin durumunu oy kullanırken birinci öncelik olarak görüyor. Biden yönetiminin 'Bidenomik' olarak adlandırdığı politikalar, henüz halk nezdinde istenen karşılığı bulamadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu algı sorunu, Türkiye için önemli çıkarımlar barındırıyor. Türkiye'de de resmi enflasyon verileri ile halkın hissettiği enflasyon arasındaki fark uzun süredir tartışma konusu. ABD deneyimi, makroekonomik göstergelerin tek başına yeterli olmadığını, fiyat istikrarı ve alım gücündeki iyileşmenin halk nezdinde daha belirleyici olduğunu gösteriyor. Ayrıca, ABD'deki tüketici güvensizliği, Türk ihracatçıları için talep riski oluşturabilir. Bu nedenle Türkiye'nin, ABD faiz politikaları ve iç talebindeki gelişmeleri yakından izlemesi gerekiyor.