ABD'de açıklanan son istihdam raporu, beklenenden daha güçlü bir tablo çizerek Federal Reserve'in (Fed) Eylül ayında faiz artırımına gitme olasılığını artırdı. Seaport Research Partner Yönetici Direktörü ve Baş Hisse Senedi Stratejisti Jonathan Golub, Bloomberg This Weekend programında yaptığı değerlendirmede, güçlü istihdam verisinin Fed'in faiz artırımı yönündeki beklentileri pekiştirdiğini söyledi. Golub, Başkan Donald Trump'ın borçlanma maliyetlerinin düşürülmesi çağrılarına rağmen, ekonomik göstergelerin para politikasının sıkılaştırılmasını desteklediğini vurguladı.
Güçlü İstihdam Verisi ve Fed Politikası
ABD Çalışma Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, tarım dışı istihdam beklentilerin üzerinde artış gösterdi. İşsizlik oranı düşük seviyelerini korurken, ücret artışları da ılımlı bir yükseliş kaydetti. Bu veriler, işgücü piyasasının sıkı olduğunu ve ekonominin güçlü kaldığını ortaya koyuyor. Fed Başkanı Jerome Powell ve diğer yetkililer, para politikasının veri odaklı olacağını ve enflasyon ile istihdam hedeflerine göre şekilleneceğini sürekli vurguluyor. Son veriler, faiz artırımı için gerekli koşulların oluştuğuna işaret ediyor.
Seaport Research'ten Jonathan Golub, istihdam raporunun ardından yaptığı açıklamada, "Bu rakamlar, Fed'in Eylül toplantısında faiz artırımına gitmesi için kapıyı ardına kadar açıyor" dedi. Golub, ayrıca şirket karlılıklarının ve tüketici harcamalarının da destekleyici olduğunu belirterek, ekonominin resesyon riskinden uzak olduğunu ifade etti. Bloomberg This Weekend programında konuşan Golub, Trump yönetiminin faiz indirimi çağrılarının Fed'in bağımsızlığı açısından bir baskı unsuru oluşturduğunu ancak merkez bankasının politikasını verilere dayandırmaya devam ettiğini söyledi.
Fed'in Eylül ayında faiz artırımına gitmesi durumunda bu, 2015 yılında başlayan normalleşme sürecinin bir parçası olacak. Piyasalar şu anda Eylül toplantısında 25 baz puanlık bir artırım olasılığını yüzde 70'in üzerinde fiyatlıyor. Dolar bu gelişmelerin ardından diğer para birimleri karşısında değer kazandı; tahvil faizleri yükseldi. Hisse senedi piyasaları ise karışık bir seyir izledi; bankacılık hisseleri faiz artırımı beklentisiyle prim yaparken, teknoloji hisseleri değer kaybetti. Altın fiyatları ise güçlü dolar ve artan tahvil faizleri nedeniyle geriledi.
Küresel Piyasalar ve Gelişmekte Olan Ülkeler
Fed'in faiz artırımı beklentisi, küresel sermaye akımlarını da etkiliyor. Gelişmekte olan ülke para birimleri ve tahvil piyasaları, doların güçlenmesi ve ABD faizlerinin yükselmesiyle baskı altında. Türkiye gibi yüksek dış borcu ve cari açığı olan ülkeler için Fed'in sıkılaşması, sermaye çıkışı riskini artırabilir. Öte yandan, ABD ekonomisinin güçlü seyri, küresel ticaret için olumlu bir sinyal olarak da yorumlanıyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası (BOJ) gibi diğer büyük merkez bankaları ise para politikalarını gevşek tutmaya devam ediyor. Bu durum, doların diğer para birimleri karşısında daha da değerlenmesine yol açabilir.
Uzmanlar, Fed'in faiz artırımının kademeli olacağını ve piyasaların bu sürece hazırlıklı olduğunu belirtiyor. Ancak, ticaret savaşları ve jeopolitik riskler gibi faktörlerin Fed'in kararlarını etkileyebileceği de unutulmamalı. Trump yönetiminin Çin ile yaşadığı ticaret anlaşmazlığı, küresel büyüme görünümünü tehdit ediyor. Fed, bu riskleri göz önünde bulundurarak faiz artırım hızını ayarlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz artırımı beklentisi, Türkiye ekonomisi için önemli sonuçlar doğurabilir. Doların güçlenmesi ve ABD tahvil faizlerinin yükselmesi, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını tersine çevirebilir. Türkiye'nin yüksek cari açığı ve dış borç yükü, bu süreçte kırılganlığını artırabilir. Türk Lirası üzerindeki baskı artabilir ve enflasyon yukarı yönlü risklerle karşılaşabilir. Merkez Bankası'nın para politikası duruşu, Fed'in adımlarına göre şekillenmek zorunda kalabilir. Öte yandan, ABD ekonomisindeki canlanma, Türkiye'nin ihracat pazarları için olumlu bir etki yapabilir. Ancak, küresel finansal koşulların sıkılaşması, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacını daha maliyetli hale getirebilir.