ABD'de cuma günü açıklanacak olan tarım dışı istihdam raporu, tahvil piyasaları için kritik bir dönemeç niteliği taşıyor. Yatırımcılar, ekonomideki yavaşlamaya ilişkin sinyalleri izlerken, beklenenden zayıf bir istihdam verisinin tahvil fiyatlarında yükselişe (faizlerde düşüşe) yol açabileceği öngörülüyor. Bu durum, Fed'in faiz indirimlerine başlama takvimine yönelik beklentileri yeniden şekillendirebilir.
Gelişmenin Arka Planı
Son dönemde ABD ekonomisinde resesyon endişeleri artarken, istihdam piyasası gücünü koruyor. Ancak son haftalarda işsizlik başvurularındaki artış ve bazı sektörlerdeki işten çıkarmalar, ekonomik yavaşlamanın habercisi olarak yorumlanıyor. Nisan ayında 175 bin olan tarım dışı istihdam artışı, Mayıs ayında 185 bin olarak gerçekleşmişti. Haziran ayı beklentisi ise 190 bin civarında. Bu beklentinin altında kalacak bir veri, özellikle tahvil piyasalarında hareketlilik yaratabilir.
Tahvil yatırımcıları, Fed'in faiz indirimi konusunda iyimser bir pozisyon benimsemiş durumda. CME FedWatch verilerine göre, piyasalar Eylül ayında bir faiz indirimine yüzde 70'in üzerinde ihtimal veriyor. Zayıf bir istihdam raporu, bu ihtimali daha da artırarak 10 yıllık Hazine tahvil faizlerini mevcut yüzde 4.3 seviyesinden aşağı çekebilir. Ancak güçlü bir veri, faiz indirimi beklentilerini zayıflatarak tahvil faizlerini yukarı itebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD istihdam verileri, küresel piyasalar üzerinde doğrudan etkili. Gelişmiş ülke merkez bankaları, Fed'in adımlarını yakından takip ediyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) de benzer bir para politikası döngüsü içinde. Zayıf bir ABD verisi, gelişmekte olan ülke para birimleri ve tahvilleri için olumlu bir ortam yaratabilir. Özellikle yüksek faizli gelişmekte olan ülke varlıklarına talep artabilir.
Öte yandan, ABD ekonomisinin resesyona girmesi, küresel talebi daraltarak başta Çin ve Almanya olmak üzere ihracatçı ülkeleri olumsuz etkileyebilir. Petrol ve emtia fiyatları üzerinde de aşağı yönlü baskı oluşabilir. Bu nedenle, istihdam raporu sadece ABD için değil, dünya ekonomisi için bir sağlık kontrolü olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de faiz indirimi beklentilerinin güçlenmesi, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını hızlandırabilir. Türkiye gibi yüksek faiz uygulayan ülkeler, bu dönemde kısa vadeli sermaye girişinden faydalanabilir. Ancak, ABD ekonomisinin sert bir yavaşlama yaşaması durumunda küresel risk iştahı azalabilir ve Türk lirası varlıkları üzerinde baskı oluşabilir. Merkez Bankası'nın sıkı para politikasını sürdürmesi, bu dönemde olası dalgalanmalara karşı tampon görevi görecektir. Türkiye'nin ihracat pazarlarındaki talep koşulları da yakından izlenmelidir.