Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve Lübnan arasında varılan kapsamlı anlaşma, bölgedeki istikrarsızlığın ana kaynaklarından biri olan Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve İsrail askerlerinin kademeli olarak geri çekilmesini öngörüyor. Anlaşma aynı zamanda Lübnan topraklarında güvenli bölgeler oluşturulmasını da içeriyor. Diplomatik kaynaklara göre, anlaşma üç aşamalı bir takvime dayanıyor ve önümüzdeki 18 ay içinde uygulanması hedefleniyor.
Gelişmenin Arka Planı
Lübnan, uzun yıllardır İran destekli Hizbullah'ın varlığı nedeniyle iç siyasi krizler ve dış müdahalelerle karşı karşıya. Özellikle 2006 İsrail-Lübnan Savaşı'ndan bu yana Hizbullah, ülkenin güneyinde etkinliğini artırdı ve İsrail sınırında ciddi bir tehdit unsuru haline geldi. İsrail ise kuzey sınırındaki gerginliği azaltmak ve Hizbullah'ın füze cephaneliğini sınırlamak için uluslararası destek arayışındaydı. ABD'nin arabuluculuğunda başlatılan müzakereler, ateşkes ve uzun vadeli bir çözüm bulma amacı taşıyor.
Anlaşmanın ilk aşamasında, Lübnan ordusu ve Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) denetiminde Hizbullah'ın ağır silahlarının toplanması ve depolanması planlanıyor. İkinci aşamada, İsrail askerleri belirlenen güvenli bölgelere çekilirken, Lübnan egemenliğinde tampon bölgeler oluşturulacak. Son aşamada ise kalıcı bir barış anlaşması ve sınır güvenliği mekanizmaları devreye girecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu anlaşma, tüm Ortadoğu'yu etkileyebilecek bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. İran destekli Hizbullah'ın silahsızlandırılması, bölgede İran'ın müdahale araçlarının azalmasına ve Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi Sünni Arap ülkelerinin rahatlamasına yol açabilir. Ayrıca, İsrail'in kuzey sınırındaki güvenlik riski azalırken, Filistin meselesine yönelik baskıların da hafiflemesi bekleniyor. Küresel açıdan ise ABD'nin Ortadoğu'daki angajmanını azaltma stratejisiyle uyumlu bir adım olarak görülüyor. Ancak anlaşmanın başarısı, Hizbullah'ın silah bırakmaya ikna edilmesine ve İran'ın buna izin vermesine bağlı. Uzmanlar, Hizbullah'ın siyasi kanadının anlaşmaya direnebileceğini, ancak askeri kanadının ağır silahları bırakmaya daha istekli olabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki istikrarı yakından takip ediyor çünkü ülke, Suriye krizi ve mülteci akını nedeniyle doğrudan etkilenmiş durumda. Hizbullah'ın silahsızlandırılması, Türkiye'nin de uzun süredir gündeminde olan terör örgütlerinin bertaraf edilmesi hedefiyle örtüşüyor. Ancak anlaşma, İran'ın bölgedeki nüfuzunu zayıflatırsa, Türkiye'nin İran'la rekabet halinde olduğu Suriye ve Irak gibi alanlarda dengeleri değiştirebilir. Ayrıca, İsrail ile ilişkileri normalleştirme sürecindeki Türkiye için bu anlaşma, Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve deniz yetki alanları konularında yeni fırsatlar yaratabilir. Bununla birlikte, Türkiye'nin Hizbullah'a karşı tutumu net olmakla birlikte, Lübnan'daki Sünni toplumla bağları göz önüne alındığında anlaşmanın uygulanması sırasında denge politikası izlemesi bekleniyor.