ABD'de İsrail yanlısı lobi grubu AIPAC'ın (Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi) etkisi, ara seçim kampanyalarında giderek daha fazla tartışma konusu oluyor. Seçmenlerin lobinin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile olan yakın bağlarına ve Amerikan siyasetine müdahalesine yönelik öfkesi, hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi adayların kampanyalarını etkiliyor. Bu durum, İsrail-Amerika ilişkilerinde yeni bir dönüm noktasına işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
AIPAC, onlarca yıldır Amerikan siyasetinde İsrail'e destek sağlamak için çalışan en güçlü lobi gruplarından biri olarak biliniyor. Ancak son yıllarda, özellikle İsrail hükümetinin Batı Şeria'daki yerleşim politikaları ve 2023'teki yargı reformu girişimleri, Amerikan kamuoyunda ve siyasi çevrelerde eleştirilere yol açtı. Ara seçim kampanyalarında, AIPAC'ın adaylara sağladığı mali destek ve Netanyahu hükümetinin politikalarına verdiği açık destek, özellikle ilerici Demokrat adaylar tarafından hedef alınıyor.
Seçmenlerin bu konudaki hassasiyeti, geçtiğimiz aylarda yapılan anketlere de yansıdı. Anketlere göre, Amerikalı seçmenlerin önemli bir kısmı İsrail hükümetinin politikalarını desteklemiyor ve ABD'nin dış politikasının İsrail'in çıkarlarına göre şekillenmesinden rahatsızlık duyuyor. Özellikle genç seçmenler arasında Filistinlilere yönelik destek artarken, İsrail lobisinin etkisine karşı olumsuz bir algı oluşuyor. Bu durum, AIPAC'ın geleneksel olarak iki partili desteğe sahip olduğu Kongre'deki etkisini zayıflatabilir.
AIPAC'ın ara seçimlerdeki stratejisi, İsrail'i eleştiren adayları finanse etmekten kaçınmak ve İsrail yanlısı adaylara mali destek sağlamak olarak görülüyor. Bu strateji, özellikle Demokrat Parti'nin ilerici kanadında büyük tepki çekiyor. İlerici adaylar, İsrail'in insan hakları ihlallerine ve işgal politikalarına karşı çıktıklarını açıkça ifade ederken, AIPAC'ın bu adayları hedef alması, seçmenler arasında lobinin ABD siyasetindeki etkisine yönelik sorgulamayı artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişmeler, sadece ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki dengeleri de etkileme potansiyeline sahip. AIPAC'ın etkisinin azalması, ABD'nin İsrail'e koşulsuz desteğini sorgulayan bir dış politika anlayışının güçlenmesine yol açabilir. Bu durum, İsrail hükümetinin uluslararası alanda daha fazla yalnızlaşmasına ve Filistin meselesinde iki devletli çözümün yeniden gündeme gelmesine katkı sağlayabilir.
Ayrıca, ABD'deki bu tartışmalar, diğer ülkelerdeki İsrail lobilerinin de etkisini sorgulayan bir dalga yaratabilir. Avrupa'da ve Latin Amerika'da İsrail'in politikalarına yönelik eleştirilerin artması, küresel ölçekte İsrail'in diplomatik izolasyonunu derinleştirebilir. Bu bağlamda, AIPAC'ın karşılaştığı tepkiler, sadece Amerikan siyasetinde değil, uluslararası ilişkilerde de önemli bir değişimin habercisi olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişmeler, Türk dış politikası açısından dolaylı da olsa önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, İsrail ile ilişkilerinde son yıllarda normalleşme adımları atarken, ABD'deki lobi tartışmaları Ankara'nın Washington'daki etkisini dolaylı olarak artırabilir. Zira AIPAC'ın etkisinin azalması, Kongre'de Türkiye karşıtı kararların alınmasını zorlaştırabilir ve ABD-Türkiye ilişkilerindeki bazı gerilimlerin yumuşamasına katkı sağlayabilir. Ayrıca, Filistin meselesine duyarlılığı bilinen Türk kamuoyunun, ABD'deki bu tartışmaları yakından izlemesi, Türkiye'nin bölgesel politikalarını etkileyebilir.