Washington ile Tel Aviv arasındaki onlarca yıllık özel ilişki, son aylarda yaşanan karşılıklı anlaşmazlıklar ve artan gerilim nedeniyle ciddi bir sınavdan geçiyor. ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarına yönelik eleştirileri, yerleşim birimleri politikası ve İran nükleer anlaşması gibi konulardaki farklılıklar, iki müttefik arasındaki bağları zorluyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun aşırı sağcı koalisyon ortaklarının sert çıkışları ve ABD’nin BM Güvenlik Konseyi’nde kullandığı çekimser oy, ilişkilerde yeni bir dönemin işaretleri olarak yorumlanıyor.
İlişkilerin Arka Planı ve Gerilimin Kaynakları
ABD-İsrail ilişkileri, 1948’de İsrail’in kuruluşunu takiben ABD’nin İsrail’i ilk tanıyan ülkelerden biri olmasıyla başladı. Soğuk Savaş yıllarında stratejik bir ortaklığa dönüşen ilişkiler, 1967 Altı Gün Savaşı ve 1973 Yom Kippur Savaşı sonrasında ABD’nin İsrail’e askeri ve ekonomik desteği artırmasıyla zirveye ulaştı. Ancak son yıllarda, özellikle Netanyahu hükümetlerinin Filistin politikaları ve yerleşim faaliyetleri, ABD’nin geleneksel olarak dile getirdiği endişeleri daha yüksek sesle ifade etmesine yol açtı. 2023’te Netanyahu’nun yargı reformu girişimleri ve ardından Gazze’deki çatışmalar, iki ülke arasındaki görüş ayrılıklarını derinleştirdi. ABD’nin insani yardım koridorları ve sivil kayıplar konusundaki ısrarlı tutumu, İsrail’in askeri stratejisiyle çelişiyor.
ABD yönetimi, İsrail’e yönelik silah sevkiyatlarını kısmen yavaşlattı ve bazı insan hakları ihlalleri iddialarına ilişkin soruşturmalar başlattı. İsrail tarafı ise ABD’nin bu tutumunu “arkadan hançerleme” olarak nitelendirerek sert tepki gösterdi. Ayrıca, ABD’nin İran ile nükleer müzakereleri yeniden başlatma çabaları ve olası bir anlaşmaya sıcak bakması, İsrail’i rahatsız eden bir diğer konu. İsrail, İran’ın nükleer programının tehdit oluşturduğunu savunurken, ABD diplomatik çözüm arayışını sürdürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İsrail ilişkilerindeki çatlak, sadece iki ülkeyi değil, tüm Orta Doğu’yu ve küresel dengeleri etkiliyor. İsrail, ABD’nin BM Güvenlik Konseyi’ndeki desteğini kaybetme riskiyle karşı karşıya. Son olarak, Gazze’de ateşkes çağrısı yapan bir karar tasarısında ABD’nin çekimser kalması, İsrail’de hayal kırıklığı yarattı. Öte yandan, ABD’nin bölgedeki askeri varlığı ve İsrail’in güvenlik garantileri, ilişkilerin tamamen kopmasını engelliyor. Uzmanlar, iki ülke arasındaki bağların hala güçlü olduğunu, ancak karşılıklı güvenin azaldığını belirtiyor. ABD’deki seçim atmosferi de ilişkileri etkiliyor; Cumhuriyetçiler İsrail’e koşulsuz destek verirken, Demokratlar içinde İsrail politikalarına yönelik eleştiriler artıyor. Bu durum, ABD’nin Orta Doğu politikasında bir belirsizliğe yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İsrail ilişkilerindeki çatlak, Türkiye’nin bölgesel konumunu ve dış politikasını doğrudan etkiliyor. Türkiye, uzun süredir İsrail’in Gazze politikalarını eleştiriyor ve Filistin davasını savunuyor. ABD ile İsrail arasındaki gerilim, Türkiye’nin ABD ile olan ilişkilerinde yeni bir denge unsuru yaratabilir. Ayrıca, İsrail’in uluslararası alanda yalnızlaşması, Türkiye’nin bölgede arabuluculuk rolünü güçlendirebilir. Ancak, Türkiye’nin ABD ile ilişkileri de karmaşık; S-400 anlaşmazlığı ve Suriye’deki PKK/YPG konusundaki farklılıklar devam ediyor. Yine de ABD’nin İsrail’e yönelik tutumundaki değişim, Türkiye’nin lehine bir hava yaratabilir ve iki ülke arasında yeni bir diyalog kapısı aralayabilir. Bölgesel istikrar açısından, Türkiye’nin dengeli ve yapıcı bir rol üstlenmesi kritik önemde.