ABD'de aşırı sıcaklara karşı işçileri koruma çabaları tıkanırken, sendikalar ve sivil toplum örgütleri büyük şirketlerin itibarını hedef alan yeni bir strateji geliştiriyor. Florida'da domates toplayıcılarının yıllardır sürdürdüğü mücadele, şimdi ülke genelinde aşırı sıcak koşullarında çalışan işçiler için ilham kaynağı oluyor. Domates işçilerinin öncülük ettiği yöntem, işverenleri sorumlu tutmak için marka baskısını kullanmayı içeriyor.
Domates İşçilerinin Mücadelesi ve Sıcaklık Koruma Standartları
Lucas Benitez, yıllarca domates tarlalarında çalışmış bir işçi. Aşırı sıcaklarda çalışmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyor: “Bu, kendinizi susuz kalmış gibi hissetmenize neden olan, cildinizin kuruduğunu hissettiğiniz türden bir sıcaklık” diyor. Benitez, Florida'daki Coalition of Immokalee Workers (CIW) adlı taban örgütünün liderlerinden biri. CIW, 1990'lardan bu yana tarım işçilerinin hakları için mücadele ediyor ve büyük gıda şirketlerini, tedarik zincirlerinde insan haklarına saygı göstermeye zorlamak için “Fair Food Program” (Adil Gıda Programı) adlı bir model geliştirdi. Bu model, işçilerin doğrudan şirketlerle anlaşmalar yapmasını ve bağımsız denetimlerle haklarının korunmasını sağlıyor. Şimdi benzer bir yaklaşım, aşırı sıcaklara karşı işçi koruması için de uygulanmak isteniyor.
ABD'de federal düzeyde aşırı sıcak standartları henüz yasal olarak bağlayıcı değil. İş Güvenliği ve Sağlığı İdaresi (OSHA) uzun süredir bir ısı standardı üzerinde çalışıyor ancak süreç yavaş ilerliyor. Bazı eyaletler, örneğin Kaliforniya, kendi ısı koruma kurallarını uygulamaya koydu. Ancak ülke genelinde milyonlarca işçi hâlâ aşırı sıcaklarda korumasız çalışıyor. Örgütler, federal düzenlemelerin gecikmesi karşısında şirketleri hedef alarak değişim yaratmaya çalışıyor. CIW ve diğer işçi örgütleri, büyük perakendeciler ve gıda markalarıyla görüşerek, tedarikçilerinde ısı koruma önlemleri alınmasını talep ediyor. Bu strateji, şirketlerin itibarını koruma isteğinden yararlanıyor.
Benitez, “İşçilerin sesini duyurmak için markaların sorumluluk almasını sağlamak zorundayız” diyor. CIW'nin Fair Food Programı kapsamında, katılımcı şirketler, tedarikçilerinin işçi haklarına uyumunu denetliyor ve ihlal durumunda yaptırım uygulayabiliyor. Bu model, aşırı sıcak korumasını da içerecek şekilde genişletilmek isteniyor. Örneğin, işçilere gölge, su ve dinlenme molası sağlanması gibi önlemler. Benitez, “Bu program sayesinde işçiler artık korkmadan şikayet edebiliyor” diyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İklim Değişikliği ve İşçi Sağlığı
Aşırı sıcaklar, iklim değişikliğinin en ölümcül etkilerinden biri olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, 2000-2019 yılları arasında yılda ortalama 489 bin kişi sıcaklığa bağlı nedenlerle hayatını kaybetti. ABD'de de durum farklı değil. Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) verilerine göre, 2023 yazı kaydedilen en sıcak yaz oldu. Bu koşullar, özellikle dış mekanda çalışan işçiler için ciddi risk oluşturuyor. Tarım, inşaat, lojistik gibi sektörlerde çalışanlar, saatlerce güneş altında kalabiliyor.
CIW'nin girişimi, yalnızca ABD'de değil, küresel olarak da yankı uyandırabilir. Benzer işçi örgütleri, dünya genelinde tedarik zincirlerinde sıcak koruması için baskı yapıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), işyerlerinde ısı stresine karşı önlemlerin artırılması çağrısında bulunuyor. Ayrıca, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında, işçi sağlığı ve güvenliği konusunun daha fazla yer alması gerektiği vurgulanıyor. Ancak, uluslararası düzeyde bağlayıcı standartlar henüz mevcut değil.
ABD'de ise siyasi irade eksikliği dikkat çekiyor. Federal düzeyde ısı standardı çalışmaları yıllardır sürüncemede. Bazı Cumhuriyetçi eyalet yönetimleri, iş dünyası üzerindeki yükü artıracağı gerekçesiyle yeni düzenlemelere karşı çıkıyor. Buna karşın, kamuoyu baskısı artıyor. Son anketler, Amerikalıların çoğunun işçilerin aşırı sıcaklardan korunması için federal düzenleme istediğini gösteriyor. CIW gibi örgütler, bu desteği kullanarak şirketleri adım atmaya zorluyor. Örneğin, geçtiğimiz aylarda birkaç büyük market zinciri, tedarikçilerinden ısı koruma planı talep etmeye başladı.
Uzmanlar, bu tür girişimlerin uzun vadede etkili olabileceğini, ancak kalıcı çözüm için yasal düzenlemelerin şart olduğunu belirtiyor. İşçi sağlığı uzmanı Dr. Maria Rodriguez, “Şirketlerin gönüllü taahhütleri önemli ama denetim ve yaptırım olmadan yeterli olmaz” diyor. Yine de, domates işçilerinin mücadelesi, tabandan gelen değişimin gücünü gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğinin etkilerini giderek daha fazla hisseden bir ülke. Tarım, inşaat ve turizm gibi sektörlerde çalışan milyonlarca işçi, yaz aylarında aşırı sıcaklara maruz kalıyor. ABD'deki bu gelişme, Türkiye'deki işçi sağlığı politikaları için de ders niteliğinde. Türkiye'de henüz kapsamlı bir ısı koruma yönetmeliği bulunmuyor; mevcut iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı sıcak stresini yeterince ele almıyor. Sendikalar ve sivil toplum örgütleri, benzer bir marka baskısı stratejisini Türkiye'deki tedarik zincirlerinde uygulayarak işçi korumasını artırabilir. Ayrıca, uluslararası şirketlerin Türkiye'deki tedarikçilerinde ısı standartları talep etmesi, yerel mevzuatın güncellenmesi için baskı oluşturabilir. Küresel ısınma senaryoları, Türkiye'de sıcaklık dalgalarının sıklığını ve şiddetini artıracağını gösteriyor; bu nedenle acil önlemler alınması gerekiyor.