ABD yönetimi, İran'ın nükleer tesislerine yönelik yeni bir askeri saldırıyı bu hafta sonu başlatmayı değerlendiriyor. Yetkililer, Tahran'ın nükleer yeteneklerini yeniden inşa etme girişiminde bulunabileceği uyarısında bulunurken, İsrail'in de plana dahil olduğu ve 'şimdiye kadarki en sert bombardımanlardan birini' gerçekleştireceği bildiriliyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın, Cumhuriyetçi Parti içindeki muhalefeti bastırmaya çalıştığı bir dönemde, bu hamle hem bölgesel gerilimi tırmandırma riski taşıyor hem de uluslararası toplumun tepkisini çekiyor.
Harekâtın Arka Planı
ABD Savunma Bakanlığı'ndan üst düzey yetkililer, İran'ın Fordow ve Natanz tesislerindeki uranyum zenginleştirme faaliyetlerine dair istihbarat raporlarının ardından, askeri seçeneklerin masada olduğunu doğruladı. İsrail kamu yayın kuruluşu Kan'ın haberine göre, iki ülke 'ortak bir operasyon konsepti' üzerinde anlaştı ve bu operasyonun 'İran'ın nükleer programını onlarca yıl geriye götüreceği' öne sürülüyor. Ancak bazı analistler, bu tür bir saldırının İran'ın misillemesine ve bölgesel bir savaşa yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Trump yönetimi, İran nükleer anlaşmasından çekildikten sonra Tahran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını benimsemişti. Son haftalarda ise, İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum ürettiği yönündeki IAEA raporları, Washington'da tansiyonu yükseltti. Beyaz Saray sözcüsü, 'İran'ın nükleer silah üretmesine izin vermeyeceğiz' derken, Kongre'de bazı Cumhuriyetçiler askeri seçeneklerin derhal devreye alınmasını istiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Olası bir saldırı, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan dengeyi altüst edebilir. İran'ın, Hizbullah ve Husiler gibi vekil güçler üzerinden misilleme yapabileceği, ayrıca Hürmüz Boğazı'nı kapatarak küresel petrol arzını tehdit edebileceği belirtiliyor. Enerji piyasaları, haberin ardından Brent petrolün varil fiyatının yüzde 3'ün üzerinde yükselmesiyle tepki gösterdi.
Uluslararası toplumda ise endişe hakim. Avrupa Birliği ve Çin, itidalli olunması çağrısında bulunurken, Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Vasily Nebenzya, 'ABD'nin pervasız eylemlerinin bölgesel felakete yol açabileceği' uyarısında bulundu. Diplomatik kaynaklar, Washington'un bu saldırıyı yapması halinde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde yeni yaptırım görüşmelerinin gündeme gelebileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ve İsrail'in İran'a olası askeri müdahalesi, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek bir gelişmedir. Öncelikle, Irak ve Suriye'deki gelişmeler üzerinden bölgesel istikrarı tehdit edebilir. Türkiye, İran'la ekonomik ilişkilerini ve enerji bağımlılığını göz önünde bulundurarak, savaşın tırmanmasından kaçınan bir tutum izliyor. Ayrıca, olası bir göç dalgası ve Kuzey Irak'ta güvenlik riskleri Ankara'yı endişelendiriyor. Türkiye'nin, hem NATO müttefiki ABD hem de komşusu İran'la ilişkilerini dengeleyerek, diplomatik çözümü teşvik eden bir rol oynaması beklenir. Bu kriz, Türkiye'nin bölgesel aktör olarak önemini bir kez daha ortaya koyarken, Rusya ve İran'la devam eden Astana süreci gibi platformlarda da etkisini artırabilir.