ABD, Çarşamba günü İran'a karşı yeni bir hava saldırısı dalgası başlattı. Saldırıların, Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemilere yönelik tehdit olarak görülen askeri hedeflere odaklandığı bildiriliyor. Başkan Donald Trump, Tahran yönetimini müzakere masasına dönmeye çağırırken, aksi takdirde operasyonların genişletilebileceği uyarısında bulundu. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapıyor ve son haftalarda artan gerilim nedeniyle neredeyse tamamen felç olmuş durumda.
Gelişmenin arka planı
ABD Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, saldırıların İran'ın Deniz Kuvvetleri'ne ait füze rampaları ve mayın döşeme kapasitesine sahip gemilere yönelik olduğu belirtildi. Pentagon sözcüsü, "Bu saldırılar, Hürmüz Boğazı'nda uluslararası ticaretin akışını engellemeye yönelik İran tehdidini etkisiz hale getirmek için gerekliydi" ifadelerini kullandı.
İran tarafından henüz resmi bir açıklama gelmezken, Devrim Muhafızları'na yakın kaynaklar, ülkenin güney kıyılarında şiddetli patlamalar duyulduğunu ve hava savunma sistemlerinin aktif hale getirildiğini bildirdi. Tahran yönetiminin, uluslararası mahkemelerde ABD'ye karşı yasal yollara başvuracağı belirtiliyor.
Trump yönetimi, İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasını sürdürürken, son saldırılar bu stratejinin askeri boyutunu oluşturuyor. Başkan Trump, Beyaz Saray'da yaptığı açıklamada, "İran'ın nükleer anlaşma ve bölgesel istikrar konusunda ciddi müzakerelere başlaması için sadece birkaç günü kaldı. Aksi takdirde, şimdiye kadar gördüklerinizden çok daha büyük bir operasyonla karşı karşıya kalacaklar" dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nın kapanması, küresel petrol piyasalarında şok dalgaları yarattı. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 8'in üzerinde artarak 95 dolar seviyesine yükseldi. Enerji analistleri, boğazın tamamen kapanması halinde fiyatların 120 doların üzerine çıkabileceği uyarısında bulunuyor.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, alternatif petrol ulaşım yollarını devreye sokmaya çalışsa da mevcut altyapının bu hacmi kaldıramayacağı belirtiliyor. Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları, gerilimin bir an önce sona ermesi için uluslararası topluma çağrı yaptı.
Avrupa Birliği, krizi çözmek için arabuluculuk girişimlerini hızlandırırken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, hem ABD hem de İran ile doğrudan temas halinde olduğunu açıkladı. BM Güvenlik Konseyi, acil toplantı kararı alırken, Rusya ve Çin'in ABD'ye yönelik sert eleştirileri bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki krizden doğrudan etkileniyor. Petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyecek. Ayrıca İran'la komşuluk ilişkisi ve Irak'taki enerji yatırımları, Ankara'nın bölgede istikrarı savunmasını gerektiriyor. Türkiye, hem NATO müttefiki ABD hem de İran'la diyaloğunu sürdürerek dengeli bir pozisyon almaya çalışsa da, gerilimin tırmanması Türkiye'yi zor bir tercihle karşı karşıya bırakabilir. Özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji oyunları ve Suriye'deki İran varlığı göz önüne alındığında, Ankara'nın bu krizi yakından izlemesi ve diplomatik girişimlerde bulunması bekleniyor.