ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Pazartesi günü İran'a yönelik 'ekonomik bir saldırı' başlattıklarını duyurdu. Yeni yaptırım paketi, Tahran'ın ticaret ortaklarına yönelik tehditlerle birleşirken, İran ekonomisini uluslararası finans sisteminden tamamen izole etmeyi hedefliyor. Reuters'ın aktardığına göre, paket İran'ın petrol gelirlerini, finans kuruluşlarını ve tedarik zincirlerini kapsıyor.
Yaptırım paketinin kapsamı
Bessent'in açıklamasına göre, yeni yaptırımlar İran'ın petrol ihracatına yönelik doğrudan kısıtlamaların yanı sıra, bu ihracattan elde edilen gelirlerin akışını engellemeye odaklanıyor. Özellikle Çin, Hindistan ve Türkiye gibi İran'dan ham petrol alan ülkelerin şirketlerine yaptırım uygulanabileceği belirtiliyor. Ayrıca, İran'ın insansız hava araçları (İHA) ve balistik füze programlarında kullanılan çift kullanımlı teknolojilerin transferini kolaylaştıran aracı kurumlar da hedef alınacak.
ABD Hazine Bakanlığı'nın resmi açıklamasında, 'Bu paket, İran'ın bölgesel istikrarsızlık yaratan faaliyetlerini finanse eden tüm gelir kaynaklarını kurutmayı amaçlamaktadır' ifadelerine yer verildi. Paket kapsamında, İran merkez bankasının döviz rezervlerini yöneten bazı yabancı bankaların da kara listeye alınması öngörülüyor.
Uzmanlar, bu yaptırımların özellikle İran'ın 'hayalet filo' olarak bilinen ve yaptırımlardan kaçınmak için gemi isimlerini değiştiren petrol tankerlerine karşı etkili olabileceğini ifade ediyor. Ancak, önceki yaptırım dönemlerinde olduğu gibi İran'ın yasadışı yollarla petrol satmaya devam edebileceği ve bu durumun küresel petrol fiyatlarında dalgalanmaya yol açabileceği belirtiliyor.
Uluslararası tepkiler ve bölgesel etki
Yaptırım paketi, İran ile ticari ilişkileri bulunan birçok ülkeyi tedirgin etti. Çin Dışişleri Bakanlığı, 'uluslararası hukuka aykırı' olarak nitelendirdiği yaptırımların, küresel enerji güvenliğini tehdit ettiğini ve Tahran ile olan ticaretlerinin süreceğini açıkladı. Rusya ise benzer bir tutum sergileyerek, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarının 'meşru olmadığını' vurguladı.
Bölgesel olarak, İsrail yönetimi paketi memnuniyetle karşılarken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri resmi bir açıklama yapmaktan kaçındı. Uzmanlar, bu yaptırımların İran'ın nükleer programı üzerinde müzakere masasına dönme ihtimalini artırabileceğini, ancak kısa vadede Tahran yönetiminin ekonomik baskıya karşı daha fazla direnç gösterebileceğini belirtiyor.
Yaptırımların, İran'da yıllardır süren ekonomik krizi daha da derinleştirmesi bekleniyor. Ülkede enflasyonun yüzde 40'ın üzerinde seyrettiği, ulusal para birimi Riyal'in dolar karşısında rekor düşüş yaşadığı biliniyor. Halk arasında gıda ve temel ihtiyaç maddelerine erişimin zorlaştığı yönünde haberler geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu yaptırım paketi, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, İran'dan doğal gaz ve ham petrol ithalatı yapan ülkeler arasında yer alıyor. ABD'nin ticaret ortaklarına yönelik tehditleri, Türk enerji şirketlerinin de risk altına girmesine yol açabilir. Öte yandan, Türkiye'nin İran ile olan sınır ticareti, özellikle sınır illerindeki ekonomik canlılık açısından hayati önem taşıyor. Ankara'nın, ABD yaptırımlarına uyum ile enerji güvenliğini dengeleyen bir politika izlemesi gerekecek. Ayrıca, İran'daki ekonomik çöküşün bölgesel istikrarsızlığı artırması, Türkiye'nin güvenliğini dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye'nin bu süreçte hem ABD hem İran ile diyaloğunu sürdürmesi, diplomatik açıdan kritik bir önem taşıyor.