ABD'nin İran'ın güney ve batı bölgelerine düzenlediği son hava saldırılarında en az 11 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. İran devlet medyasının aktardığına göre, saldırılarda ölenler arasında bir düğün törenine katılan dört kişi de bulunuyor. Bu gelişme, Washington yönetiminin İran ordusuna ait hedeflere yönelik başlattığı son operasyonun ardından geldi. Pentagon, saldırıların İran'ın bölgedeki milis güçlerine yönelik desteğini zayıflatmayı amaçladığını açıkladı.
Saldırıların Ayrıntıları ve Tarafların Açıklamaları
İran resmi haber ajansı IRNA'nın bildirdiğine göre, saldırıların ilki ülkenin güneyindeki Fars eyaletinde gerçekleşti. Burada düzenlenen saldırıda bir düğün konvoyuna ait aracın vurulması sonucu dört kişi öldü, onlarca kişi yaralandı. İkinci saldırı ise batıdaki Kirmanşah eyaletinde bir askeri üsse yönelikti ve en az yedi askeri personelin yaşamını yitirdiği açıklandı. ABD Merkez Kuvvetleri (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada, saldırıların İran'ın devrim muhafızlarına ait ‘komuta merkezleri ve silah depolarını’ hedef aldığı belirtildi. Ancak sivil kayıpların yaşandığı düğün saldırısına ilişkin henüz net bir bilgi verilmedi.
Olayların ardından İran Dışişleri Bakanlığı, uluslararası topluma ‘ABD'nin saldırganlığına’ karşı harekete geçme çağrısında bulunurken, İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı da ‘uygun yanıtın en kısa sürede verileceği’ yönünde tehdit içeren bir bildiri yayımladı. Tahran yönetimi, saldırıların Tahran'ın nükleer programına yönelik müzakerelerin yeniden başlama olasılığını da olumsuz etkilediğini öne sürdü.
Bölgesel Gerilim ve Uluslararası Tepkiler
Bu son saldırılar, İran'ın geçtiğimiz Salı günü Irak ve Suriye'deki ABD askeri üslerine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlemesinin ardından geldi. Tahran, bu saldırıların geçen hafta Şam'daki İran konsolosluğuna yapılan ve iki general dahil yedi devrim muhafızının öldüğü saldırıya misilleme olduğunu açıklamıştı. ABD Başkanı Joe Biden, İran'ın saldırılarına karşı ‘savunma amaçlı’ saldırılar düzenlediklerini söylese de, bölgede tırmanma riski giderek artıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, taraflara ‘itidal’ çağrısında bulunurken, İngiltere ve Fransa da gerilimin azaltılması yönünde açıklamalar yaptı. Rusya ise ABD'yi ‘uluslararası hukuku ihlal etmekle’ suçladı.
Uzmanlar, İran'ın doğrudan bir savaşa girmek istemediğini ancak ‘vekâlet savaşları’ aracılığıyla baskıyı artırabileceğini belirtiyor. Özellikle Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Ensarullah hareketinin (Husiler) bu süreçte daha aktif hale gelmesi bekleniyor. Bölgede tırmanan bu gerilim, İsrail-Hamas savaşının gölgesinde yeni bir cephe açılması endişelerine yol açıyor. ABD'nin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılar nedeniyle Husilere karşı operasyonlarını yoğunlaştırması, İran'la doğrudan bir çatışma riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin doğu sınırında istikrarı tehdit eden bir ortam yaratıyor. ABD-İran arasındaki gerilimin tırmanması, özellikle Irak ve Suriye'deki Türk askeri operasyonlarını etkileyebilir. Ayrıca, İran'a yönelik yaptırımların yeniden gündeme gelmesi, enerji arz güvenliği açısından Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Türkiye, hem NATO müttefiki ABD ile hem de komşusu İran ile diyaloğunu sürdürme ihtiyacı duyarken, bölgede kalıcı istikrarın sağlanması için diplomatik çözüm yollarına öncelik verilmesi gerektiğini savunuyor. Yaşanan gelişmeler, Türkiye'nin terörle mücadele operasyonlarını da dolaylı olarak etkileyen bir güvenlik tablosu oluşturuyor.