ABD ile İran arasındaki savaş, Haziran ayı itibarıyla 100. gününü geride bıraktı. Çatışmaların başladığı Mart ayından bu yana, taraflar arasında yoğun bir askeri mücadele yaşanırken, savaşın seyri haritalar, istatistikler ve zaman çizelgeleri ile belgeleniyor. İşte savaşın 100 günlük hikayesi.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ve İran arasındaki gerilim, yıllardır süren diplomatik krizin ardından Mart ayında sıcak çatışmaya dönüştü. İlk saldırılar, Basra Körfezi'ndeki askeri hedeflere yönelikti. ABD, İran'ın nükleer tesislerini ve askeri altyapısını vururken, İran da ABD'nin bölgedeki üslerine ve müttefiklerine misilleme yaptı. Çatışmalar, özellikle Irak ve Suriye sahasında yoğunlaştı.
İlk 100 günde, tarafların kayıpları ve stratejik hamleleri dikkat çekiyor. ABD, hava üstünlüğünü kullanarak İran'ın hava savunma sistemlerini büyük ölçüde etkisiz hale getirdi. Ancak İran, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) ile karşılık verdi. Çatışmalarda sivil kayıplar da yaşandı; özellikle Irak ve Yemen'deki dolaylı etkiler endişe yaratıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Savaş, sadece iki ülkeyi değil, tüm Ortadoğu'yu etkiliyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail, ABD'ye lojistik destek sağlarken; İran, Lübnan Hizbullah'ı ve Yemen'deki Husiler aracılığıyla ikinci bir cephe açmaya çalışıyor. Basra Körfezi'ndeki petrol tankerlerine yönelik saldırılar, küresel enerji fiyatlarında dalgalanmaya yol açtı. ABD ve Avrupa Birliği, İran'a yeni yaptırımlar uygularken, Rusya ve Çin, diplomatik çözüm çağrısı yapıyor. BM Güvenlik Konseyi'nde ateşkes için yapılan oylamalar sonuçsuz kaldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, savaşın hemen dışında kalmakla birlikte, çatışmaların sınırlarına yakın bölgelerde yaşanması nedeniyle güvenlik riskiyle karşı karşıya. Irak ve Suriye'deki ABD-İran çatışması, Türkiye'nin terörle mücadelesini ve sınır güvenliğini doğrudan etkiliyor. Ayrıca enerji fiyatlarındaki artış, Türkiye ekonomisine ek yük getirirken, İran ile ticaret hacmi düştü. Türkiye, taraflarla diyaloğunu sürdürerek bölgesel istikrarı korumaya çalışıyor; ancak savaşın uzaması, göç ve güvenlik krizlerini derinleştirebilir.