ABD ve İran arasındaki bitmek bilmeyen savaş ve müzakere döngüsü, her iki tarafın da çatışmayı sürdürmekten müzakerelerde daha güçlü bir konum elde etmeyi umması nedeniyle devam ediyor. German Marshall Fund of the US'den Carrie Lee, bu kısır döngünün nedeninin her iki tarafın da sürekli çatışmanın kendilerine daha fazla pazarlık gücü sağladığını düşünmesi olduğunu belirtiyor. FRANCE 24 Debate programında yaptığı değerlendirmede Lee, ABD-Adalet eksenli bu dinamiğin İran'ı nükleer anlaşma ve bölgesel nüfuz konularında masaya oturmaya zorlarken, aynı zamanda gerilimi tırmandırdığını ifade etti.
Nükleer Anlaşma ve Yaptırımların Gölgesinde Diplomasi
2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP), İran'ın nükleer programını sınırlandırması karşılığında ekonomik yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Ancak 2018'de ABD'nin tek taraflı olarak anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulamaya başlamasıyla ilişkiler yeniden gerginleşti. Joe Biden yönetiminin anlaşmaya geri dönme çabaları, İran'ın talepleri ve bölgesel gerilimler nedeniyle şu ana kadar sonuçsuz kaldı. Son aylarda İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırması ve ABD'nin Körfez'deki askeri varlığını artırması, çatışma riskini yükseltiyor.
Carrie Lee'ye göre, hem ABD hem de İran, karşı tarafı müzakere masasına getirmek için askeri ve ekonomik baskıyı bir araç olarak kullanıyor. Ancak bu strateji, her iki tarafın da geri adım atmaktan kaçınmasına ve döngünün kırılamamasına yol açıyor. İran, yaptırımların hafifletilmesi karşılığında nükleer programında taviz vermeye yanaşmazken, ABD de İran'ın balistik füze programı ve bölgesel müdahalelerini müzakere dışı bırakmayı reddediyor.
Bölgesel ve Küresel Güç Dengeleri Sarsılıyor
ABD-İran rekabeti, Ortadoğu'nun güvenlik mimarisini doğrudan etkiliyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail, İran'ın nükleer programı ve vekil güçlerinden duydukları endişeyle ABD ile ilişkilerini derinleştirirken, aynı anda İran'la doğrudan diyaloğu da sürdürüyor. Çin'in İran ile 25 yıllık stratejik işbirliği anlaşması ve Rusya'nın İran'a askeri teknoloji desteği, ABD'nin bölgedeki etkisini dengelemeyi amaçlıyor. Enerji piyasaları, özellikle petrol ve doğalgaz fiyatları, Körfez'de yaşanacak herhangi bir askeri çatışmada ciddi dalgalanmalarla karşı karşıya kalabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve derin ekonomik bağları nedeniyle ABD-İran geriliminden doğrudan etkileniyor. Doğalgaz ve petrol ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılayan Türkiye, yaptırımlar nedeniyle enerji arz güvenliği riskiyle karşı karşıya. Ayrıca Suriye ve Irak'ta İran destekli gruplarla Türk Silahlı Kuvvetleri arasında doğrudan veya dolaylı çatışma potansiyeli bulunuyor. Türkiye, hem ABD ile ittifakını korumak hem de İran ile sürdürülebilir bir diyalog kurmak arasında denge kurmaya çalışıyor. Bu kapsamda, Türkiye'nin arabuluculuk girişimleri ve enerji alanında alternatif kaynaklara yönelme çabaları ön plana çıkıyor.