ABD, İran'a yönelik askeri saldırılarını altıncı gününde daha da yoğunlaştırırken, Tahran yönetimi misilleme olarak Körfez'deki bazı Arap ülkelerini hedef aldı. Geçtiğimiz ay varılan barış anlaşmasının sorgulanmasına neden olan çatışmalar, bölgenin topyekün bir savaşa sürüklenebileceği endişelerini artırıyor. Hürmüz Boğazı'nda yaşanan kaos ve belirsizlik, taraflar arasında diplomatik çözüm umutlarını zayıflatıyor.
Gelişmenin arka planı
Çatışmaların başlaması, ABD'nin İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine karşı sert tedbirler almasıyla tetiklendi. Washington yönetimi, son günlerde İran Devrim Muhafızları'na ait askeri tesislere yönelik hava saldırılarını artırdı. Buna karşılık Tahran, Körfez'deki ABD müttefiki ülkelere yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenledi. Özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki enerji altyapılarının hedef alındığı bildiriliyor.
Geçtiğimiz ay varılan ve bölgesel barışı hedefleyen anlaşma, bu çatışmalarla birlikte ciddi şekilde sarsıldı. Anlaşmanın mimarlarından olan uluslararası arabulucular, tarafları diyaloğa çağırsa da sahadaki gerilim düşmüş değil. Uzmanlar, mevcut durumun 2019'daki Hürmüz Boğazı krizini andırdığını ancak askeri angajmanın boyutunun çok daha büyük olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çatışmaların yayılması, küresel enerji piyasalarında büyük dalgalanmalara yol açtı. Brent petrol fiyatı %12 artarak varil başına 95 doları aştı, doğalgaz fiyatlarında da benzer yükselişler görüldü. Hürmüz Boğazı'nın kısmen kapanması, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sini tehdit ediyor. Çin ve Hindistan gibi büyük ithalatçılar, enerji tedarik zincirinde kesintiler yaşanabileceği uyarısında bulundu.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil toplantıya çağrılırken, Rusya ve Çin ateşkes çağrısı yaptı. Avrupa Birliği ise iki tarafı da sakin olmaya davet eden diplomatik girişimler başlattı. ABD Savunma Bakanlığı, bölgeye ek savaş gemisi ve uçak gönderdiğini duyururken, İran da ulusal güvenlik seviyesini en üst düzeye çıkardı. Analistler, çatışmaların kontrolden çıkması halinde bölgesel bir savaşın kaçınılmaz olabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile Körfez ülkeleri arasında yaşanan bu gerilimden doğrudan etkilenmese de bölgesel istikrarsızlık Ankara'nın enerji güvenliğini ve dış ticaretini tehdit ediyor. Türkiye'nin enerji ithalatının önemli bir kısmını oluşturan İran ve Körfez ülkeleriyle ticaret, çatışmalar nedeniyle sekteye uğrayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin arabuluculuk rolü oynama potansiyeli bulunan bu kriz, Ankara'nın bölgedeki diplomatik ağırlığını artırması için bir fırsat olabilir. Ancak taraflar arasında doğrudan bir angajman olmadığından, Türkiye'nin stratejik çıkarları açısından gelişmeleri yakından takip etmesi gerekiyor.