İran Devrim Muhafızları, Pazar günü Bahreyn ve Kuveyt'i hedef alan saldırılar düzenledi. Bu hamle, ABD'nin İran'a ait 10 askeri noktaya yönelik hava saldırılarına misilleme olarak geldi. İslam Cumhuriyeti, Washington'un saldırılarına devam etmesi halinde savaşı sona erdirme amacıyla yürütülen müzakerelerin "tamamen durdurulacağı" tehdidinde bulundu. Bu gelişmeler, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması çabalarını da sekteye uğrattı.
Gelişmelerin arka planı
Son aylarda tırmanan ABD-İran gerginliği, geçtiğimiz hafta ABD'nin Irak ve Suriye'de İran destekli milislere yönelik hava saldırılarıyla yeni bir boyut kazandı. ABD Savunma Bakanlığı, söz konusu saldırılarda 10 İran hedefinin vurulduğunu doğruladı. Pentagon yetkilileri, operasyonun İran'ın bölgedeki askeri varlığını zayıflatmayı amaçladığını belirtti. İran Devrim Muhafızları ise saldırılara hızlı yanıt vererek Bahreyn ve Kuveyt'teki ABD üslerine balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla saldırdı. Saldırılarda can kaybı yaşanmadığı ancak bazı askeri tesislerde hasar oluştuğu bildirildi.
Tahran yönetimi, ABD'nin provokasyonlarına karşı koyma hakkını saklı tuttuğunu vurgularken, Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, uluslararası topluma çağrıda bulunarak Washington'un saldırgan politikalarının bölgesel istikrarı tehdit ettiğini söyledi. Zarif, "ABD'nin bu tür eylemleri, müzakere masasında kalma irademizi zayıflatıyor. Eğer saldırılar devam ederse, tüm diplomatik kanalları kapatmak zorunda kalacağız" ifadelerini kullandı.
Öte yandan, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik uluslararası çabalar da bu çatışmadan olumsuz etkilendi. İran, boğazdaki mayın temizleme operasyonlarını durdurduğunu duyururken, ABD Donanması bölgeye ek savaş gemileri sevk etti. Boğaz, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapıyor ve geçen ay İran tarafından kapatılmıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran arasındaki bu karşılıklı saldırılar, sadece iki ülke arasındaki gerilimi değil, aynı zamanda tüm Ortadoğu coğrafyasının güvenlik mimarisini tehdit ediyor. Bahreyn ve Kuveyt gibi Körfez ülkeleri, ABD'nin askeri üslerine ev sahipliği yapmaları nedeniyle çatışmanın doğrudan tarafı haline geldi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, gelişmeleri endişeyle takip ederken, Riyad yönetimi acil bir zirve toplantısı çağrısında bulundu.
Küresel ölçekte, petrol fiyatları haberin ardından yüzde 8 oranında yükseldi. Analistler, Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması halinde petrol arzında ciddi kesintiler yaşanabileceğini ve bunun küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebileceğini belirtiyor. Avrupa Birliği ve Çin, taraflara itidal çağrısı yaparken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, arabuluculuk teklifinde bulundu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, olağanüstü toplantıya çağrıldı.
Uzmanlar, İran'ın Bahreyn ve Kuveyt'i hedef almasının sembolik bir anlam taşıdığını belirtiyor. Bu ülkeler, ABD'nin Beşinci Filosu'na ev sahipliği yapıyor ve İran, bu saldırılarla ABD'nin bölgedeki askeri varlığına doğrudan meydan okumuş oldu. Ayrıca, Tahran'ın müzakere tehdidi, dolaylı olarak ABD'yi masaya oturmaya zorlama girişimi olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla İran ve Körfez ülkeleri arasındaki gerginlikten doğrudan etkilenebilecek ülkelerin başında geliyor. Enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü ithal eden Türkiye için Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması, petrol ve doğalgaz fiyatlarında artış anlamına geliyor. Ayrıca, Irak ve Suriye'deki varlığı nedeniyle Türkiye, İran destekli gruplarla ABD arasında potansiyel bir çatışma alanında bulunuyor. Ankara, bugüne kadar taraflar arasında denge politikası izlemeye çalışsa da, bu tür bir tırmanma, Türkiye'yi diplomatik olarak zor bir konuma sokabilir. Türkiye'nin bu krizde arabuluculuk rolü üstlenmesi veya NATO müttefiki ABD ile komşusu İran arasında sıkışması olasılığı, dış politika yapıcılarını yakından ilgilendiriyor.