ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'a yönelik hava saldırılarının dokuzuncu gecesini başlattı. CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, operasyonların İran'ın askeri altyapısını hedef aldığı ve bu kapsamda hassas güdümlü mühimmat kullanıldığı belirtildi. Saldırıların, İran'ın bölgedeki milis güçlerine verdiği desteği engellemek amacıyla gerçekleştirildiği ifade edildi. Operasyonların, İran'ın nükleer programına yönelik olduğu yönündeki iddialar ise resmi makamlarca yalanlandı.
Gelişmenin arka planı
Saldırıların başlangıcı, İran'ın son haftalarda Basra Körfezi'nde ticari gemilere yönelik tacizleri ve Yemen'deki Husilere askeri destek sağlamasıyla ilişkilendiriliyor. CENTCOM, bu saldırıların caydırıcılık amacı taşıdığını ve İran'ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerine bir yanıt olduğunu vurguluyor. Öte yandan, İran yönetimi saldırıları kınayarak, meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğunu duyurdu. Tahran yönetimi, uluslararası toplumu ABD'nin tek taraflı eylemlerine karşı harekete geçmeye çağırdı.
Operasyonların dokuzuncu geceye ulaşması, askeri müdahalenin süreklilik kazandığını ve ABD'nin hedeflerine ulaşana kadar devam edeceğini gösteriyor. Pentagon yetkilileri, saldırıların kapsamının giderek genişlediğini ve İran'ın hava savunma sistemlerinin nötralize edilmeye çalışıldığını ifade ediyor. Aynı zamanda, saldırılarda sivil kayıpların yaşanmaması için azami hassasiyet gösterildiği belirtiliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD'nin İran'a yönelik bu geniş çaplı saldırıları, Orta Doğu'da tansiyonu tehlikeli bir noktaya taşıdı. İran'ın müttefiki olan Suriye ve Irak'taki milis grupları, ABD üslerine roket ve insansız hava aracı saldırıları düzenleyerek karşılık verdi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri ise endişelerini dile getirirken, İran ile ABD arasında doğrudan bir çatışmaya sürüklenmekten kaçınmaya çalışıyor. Rusya ve Çin, ABD'yi uluslararası hukuku ihlal etmekle suçlarken, Avrupa Birliği taraflara itidal çağrısında bulundu.
Analistlere göre, bu saldırılar Viyana'da devam eden nükleer müzakereleri de olumsuz etkileyebilir. İran, ABD'nin askeri baskısını artırması halinde nükleer programını daha da ilerletebileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, Basra Körfezi'ndeki enerji nakil hatlarının güvenliği de uluslararası piyasalarda tedirginlik yaratıyor. Petrol fiyatları bu gelişmelerle birlikte yükseliş kaydederken, küresel enerji arzında aksamalar yaşanabileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'nin İran'a yönelik bu saldırılarının bölgede istikrarsızlığı derinleştirebileceğini düşünüyor. Ankara, hem ABD ile ittifak ilişkilerini hem de İran ile komşuluk ve ticari bağlarını dengelemeye çalışırken, saldırıların Türkiye'nin güney sınırlarına yakın bölgelerde güvenlik riskleri oluşturabileceği endişesi taşıyor. Ayrıca, İran'daki olası bir iç karışıklığın Türkiye'ye yönelik sığınmacı akışını artırma ihtimali de bulunuyor. Ekonomik olarak, İran ile enerji ve ticaret anlaşmaları yapan Türkiye, yaptırım ve çatışmalar nedeniyle bu ilişkilerin zarar görmesinden kaçınmak istiyor. Dolayısıyla, Ankara'nın her iki tarafı da diyalog ve diplomasiye çağırarak, bölgesel gerilimin düşürülmesi için aktif bir arabulucu rolü üstlenmesi bekleniyor.