ABD yönetimi, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerde 'verimli' görüşmeler kaydedildiği gerekçesiyle, İran petrollerine uyguladığı yaptırımları geçici olarak askıya aldı. Başkan Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance, İran’ın nükleer programındaki 'somut ilerlemeye' dikkat çekerek bu kararın diplomatik kanalları açık tutmak amacıyla alındığını belirtti. Ancak Tahran yönetiminden yapılan açıklamada 'yeni bir taahhütte bulunulmadığı' vurgulandı. ABD’nin bu hamlesi, uluslararası toplumda farklı yorumlara yol açarken, özellikle Körfez ülkeleri ve İsrail’de endişe yarattı.
Gelişmenin arka planı
ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakereler, son haftalarda Umman ve Katar arabuluculuğunda yoğunlaşmıştı. Trump yönetimi, İran’ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60’tan yüzde 20’ye düşürme ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetçilerine tam erişim izni verme yönünde adımlar attığını iddia ediyor. Buna karşılık Washington, İran’ın ham petrol ihracatına yönelik bazı kısıtlamaları 120 günlüğüne kaldırdı. Bu süre zarfında tarafların kapsamlı bir anlaşmaya varması bekleniyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, yaptırımların kaldırılmasını 'olumlu ama yetersiz' olarak nitelendirirken, 'Bu, ABD’nin iyi niyetini göstermesi açısından bir adım, ancak nükleer dosya henüz kapanmış değil' dedi. Uzmanlar, ABD’nin bu hamlesinin iç siyasette de tartışma yarattığını, Cumhuriyetçi Parti’nin şahin kanadının yaptırımların 'zayıflık işareti' olduğunu savunduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları gevşetmesi, özellikle İsrail ve Suudi Arabistan'da tepkiyle karşılandı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 'İran’a verilen her taviz, onu nükleer silaha bir adım daha yaklaştırır' diyerek endişelerini dile getirdi. Suudi Arabistan ise resmi bir açıklama yapmamakla birlikte, Körfez İşbirliği Konseyi kaynakları Riyad’ın ABD-İran görüşmelerini 'temkinli' karşıladığını aktardı. Öte yandan Rusya ve Çin, ABD’nin tek taraflı yaptırım kararlarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini savunarak, bu tür adımların ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla alınabileceğini yineledi.
Petrol piyasalarında ise yaptırımların gevşemesiyle birlikte arz artışı beklentisi fiyatları aşağı çekti. Brent petrol varil fiyatı yüzde 2’nin üzerinde düşüşle 72 dolar seviyesine geriledi. Analistler, İran’ın günlük 1,5 milyon varil civarındaki ihracatının kısa vadede 2 milyon varile çıkabileceğini, bunun da küresel petrol fiyatları üzerinde baskı oluşturacağını öngörüyor. Ancak asıl belirsizlik, 120 günlük sürenin sonunda tarafların kalıcı bir anlaşmaya varıp varamayacağı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’a uygulanan yaptırımlar nedeniyle enerji tedarikinde zorluklar yaşayan ülkelerin başında geliyor. ABD’nin yaptırımları geçici olarak kaldırması, Türkiye’nin İran’dan doğalgaz ve petrol alımını kısa vadede kolaylaştırabilir. Ancak kalıcı bir anlaşma sağlanamazsa, Türkiye enerji arz güvenliği açısından risk altında kalmaya devam edecektir. Ayrıca, İran ile yeniden başlayan diplomasi, Türkiye’nin bölgesel politikaları için de fırsatlar sunuyor; zira Ankara, Tahran ile Suriye ve Irak’ta işbirliği yaparken, ABD yaptırımları nedeniyle manevra alanı daralmıştı. Türkiye’nin bu süreçte hem ABD hem de İran ile dengeli bir diplomatik strateji izlemesi bekleniyor.