ABD yönetimi, İran'a yönelik kritik bir yaptırım kararını kaldırarak Tahran'ın on yıllardır ilk kez dolar üzerinden petrol ihracatı yapmasının önünü açtı. Bu gelişme, Washington’un uzun süredir uyguladığı “maksimum baskı” politikasında köklü bir değişime işaret ediyor. Öte yandan İran, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in nükleer tesislerde uluslararası teftiş yapılmasına izin verildiği yönündeki iddialarını kategorik olarak reddetti. Tahran yönetimi, bu açıklamaları “asılsız ve yanıltıcı” olarak nitelendirirken, iki ülke arasındaki gerginlik yeni bir safhaya evriliyor.
Petrol yaptırımlarında tarihi kırılma
ABD Hazine Bakanlığı, İran’ın uluslararası piyasalarda dolar bazlı petrol ticareti yapmasına izin veren düzenlemeyi yürürlüğe koydu. Karar, İran’ın 2018’de yeniden uygulamaya konulan yaptırımlar nedeniyle dolar kullanımının yasaklandığı dönemin ardından gelen en somut esneme olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu adımın küresel petrol piyasalarında arzı artırarak fiyatları dengeleyebileceğini, ancak İran’ın nükleer programına ilişkin Batı’nın endişelerini gidermeyeceğini belirtiyor. Özellikle, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve balistik füze programı, ABD ve müttefikleri için hâlâ kırmızı çizgi olmayı sürdürüyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın 2018’de nükleer anlaşmadan çekilmesiyle tırmanan kriz, İran’ın petrol ihracatını neredeyse sıfıra indirmişti. Tahran, yaptırımların kalkmasıyla birlikte günlük 1,5 milyon varil civarında bir ihracat hedefliyor. Çin ve Hindistan gibi büyük alıcılar, dolar bazlı ödeme kolaylığından en çok faydalanacak ülkeler arasında. Ancak ABD’nin kararı, İran’ın nükleer müzakerelere dönmesi için bir teşvik mi yoksa bölgesel gerilimi mi artıracağı sorusunu gündeme getiriyor.
Vance’in teftiş iddiası ve Tahran’dan sert yanıt
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, İran’ın nükleer tesislerinde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimlerine yeniden izin verildiğini öne sürmüştü. Vance, “İran, uluslararası toplumun taleplerine boyun eğdi ve tesislerini denetime açtı” ifadelerini kullanmıştı. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, bu iddiaları “tamamen yalan” olarak nitelendirdi. Bekayi, “Ne nükleer tesislerimizde ne de başka bir askeri alanda UAEA’ya ek yetki verilmiştir. Vance’in açıklamaları, kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir propagandadır” dedi.
UAEA’nın İran’daki denetim faaliyetleri, 2021’den bu yana büyük ölçüde kısıtlanmış durumda. Tahran, Batı’nın nükleer anlaşmaya dönmediği sürece denetimleri sıkılaştırmayacağını defalarca duyurdu. Vance’in iddiası, ABD-İran arasındaki diplomatik temasların yoğunlaştığı bir döneme denk gelirken, Tahran’ın bu kadar hızlı ve net bir şekilde yalanlaması, iki ülke arasında güven eksikliğinin ne kadar derin olduğunu gösteriyor. Bazı analistler, Vance’in açıklamasını müzakerelerde avantaj elde etmek için bir “söylem savaşı” olarak yorumluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. İran’ın petrol ihracatının artması, enerjide büyük ölçüde dışa bağımlı olan Türkiye’nin ithalat maliyetlerini düşürebilir ve enerji arz güvenliğine katkı sağlayabilir. Ancak ABD’nin yaptırım rejimindeki bu yumuşama, Türkiye’nin İran ile enerji ve ticaret ilişkilerini normalleştirmesini kolaylaştırsa da, Washington’un politikasındaki ani değişimler ve nükleer müzakerelerdeki belirsizlik, Ankara’yı temkinli olmaya itiyor. Ayrıca, ABD ile İran arasındaki gerilimin bölgesel yansımaları –özellikle Irak ve Suriye’de– Türkiye’nin güvenlik çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye, hem diplomatik hem de ekonomik alanda esnek bir strateji izlemek durumunda.