İran, ABD'yi Avusturya'ya baskı yaparak İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami'nin Viyana'daki kritik Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) konferansına katılmasını engellemekle suçladı. Tahran yönetimi, vizenin iptal edilmesinin uluslararası kuruluşlara üye devletlerin haklarının açık bir ihlali olduğunu belirtti. Olay, İran ile Batı arasındaki nükleer gerilimi daha da tırmandırırken, çok taraflı diplomasiye gölge düşürdü.
Olayın Arka Planı ve İran'ın Tepkisi
İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami, 25 Eylül 2024 tarihinde Viyana'da düzenlenen UAEA Genel Konferansı'na katılacaktı. Ancak İran hükümeti, Avusturya'nın İslami'ye verdiği vizeyi iptal ettiğini ve bunun Washington'ın doğrudan baskısı sonucu gerçekleştiğini duyurdu. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasser Kenani, yaptığı açıklamada, "ABD'nin Avusturya makamları üzerinde kurduğu baskı, uluslararası hukukun ve UAEA üyelerinin eşit haklarının ihlalidir. Bu, çok taraflılığa yönelik bir saldırıdır" dedi.
Kenani, Avusturya'nın ev sahibi ülke olarak tarafsızlık ilkesini çiğnediğini savunarak, "Viyana, uluslararası kuruluşlara ev sahipliği yapan bir şehir olarak tüm üye devletlerin temsilcilerine eşit muamele etmekle yükümlüdür. Bu tür bir engelleme, UAEA'nın kurumsal bütünlüğüne zarar verir" ifadelerini kullandı. İran, konuyu UAEA nezdinde gündeme getireceğini ve gerekli diplomatik girişimlerde bulunacağını açıkladı.
ABD yönetiminden konuya ilişkin resmi bir açıklama gelmezken, Avusturya Dışişleri Bakanlığı, vize kararlarının "ulusal güvenlik ve uluslararası yükümlülükler çerçevesinde" alındığını belirtmekle yetindi. Ancak İran'ın iddiası, Batı'nın İran'a yönelik artan baskı politikasının bir parçası olarak görülüyor.
Uluslararası Boyut ve Olası Yansımalar
Bu olay, İran ile UAEA arasındaki zaten gergin olan ilişkileri daha da karmaşık hale getiriyor. UAEA, İran'ın nükleer programını denetlemekle görevli ve son dönemde Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine ilişkin endişelerini sık sık dile getiriyor. İslami'nin konferansa katılamaması, Ajans'ın İran ile diyalog kanallarını zayıflatabilir ve nükleer müzakerelerde güven bunalımını derinleştirebilir.
Uluslararası hukuk uzmanları, ev sahibi ülkelerin uluslararası kuruluşların toplantılarına katılacak delegelere vize verme yükümlülüğünün, 1947 tarihli "Uluslararası Kuruluşların Ayrıcalıkları ve Bağışıklıkları Hakkında Sözleşme" ile güvence altına alındığını hatırlatıyor. Ancak ABD gibi ülkeler, zaman zaman "güvenlik gerekçesiyle" bu yükümlülüğü esnetebiliyor. İran, benzer bir engellemeyle 2019'da da karşılaşmış ve o dönemde de ABD'yi suçlamıştı.
Öte yandan, ABD'nin İran'a yönelik "maksimum baskı" politikası, 2018'de Donald Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilmesiyle başlamıştı. Joe Biden yönetimi, anlaşmaya dönüş için dolaylı müzakereler yürütse de somut bir sonuç alınamadı. İslami'nin Viyana'ya alınmaması, bu süreçte yeni bir çıkmaz olarak yorumlanıyor.
Rusya ve Çin gibi aktörlerin konuya nasıl tepki vereceği merak konusu. Her iki ülke de daha önce ABD'nin tek taraflı yaptırımlarını eleştirmişti. İran'ın şikâyetini UAEA Yönetim Kurulu'na taşıması halinde, Batı ile Doğu arasında yeni bir gerilim hattı oluşabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile Batı arasındaki nükleer gerilimde denge politikası izliyor. ABD'nin İranlı bir yetkiliye vize engeli, uluslararası kuruluşlara ev sahipliği yapan ülkelerin tarafsızlığı ilkesini zedeliyor. Türkiye, benzer durumlarda kendi diplomatlarının da engellenmesinden endişe duyabilir. Ayrıca, İran'ın nükleer programındaki belirsizlik, Türkiye'nin güvenliği için kritik. Viyana'daki diyalog kanallarının tıkanması, bölgesel istikrarsızlığı artırabilir. Türkiye, UAEA çerçevesinde İran ile yapıcı diyaloğun sürdürülmesi için çağrıda bulunabilir. Bu gelişme, Türkiye'nin hem Batı ile ilişkilerinde hem de İran ile komşuluk ilişkilerinde hassas bir denge kurmasını gerektiriyor.