Viyana, 15 Haziran – İran ve Amerika Birleşik Devletleri, aralarındaki savaşı sona erdiren bir anlaşmaya vardıklarını açıkladı. Bu anlaşmanın, uzun süredir askıda olan İran nükleer programına ilişkin müzakerelerin önünü açması bekleniyor. Tahran ve Washington arasında varılan mutabakat, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (KOEP) yeniden canlandırılması için bir zemin hazırlarken, tarafların çözmesi gereken bir dizi kritik teknik ve siyasi başlık bulunuyor.
Müzakerelerin ana gündem maddeleri
Görüşmelerde ele alınması beklenen en önemli konulardan biri, İran’ın uranyum zenginleştirme seviyesi ve santrifüj sayısı. KOEP kapsamında İran, uranyumu yüzde 3,67 oranında zenginleştirmekle yükümlüydü ancak ABD’nin 2018’de anlaşmadan tek taraflı çekilmesinin ardından Tahran, zenginleştirme oranını yüzde 60’a kadar yükseltti. Yeni anlaşmada bu oranın ne kadar düşürüleceği ve ne kadar sürede normalleşeceği merak ediliyor. Ayrıca İran’ın elinde bulunan gelişmiş santrifüjlerin (IR-6, IR-8 gibi) akıbeti ve bunların uluslararası denetim altına alınması da masada.
Bir diğer kritik başlık, İran’a uygulanan yaptırımların kaldırılması. ABD, KOEP’ten çekildikten sonra İran’a çok sayıda yaptırım uygulamış, bu da İran ekonomisini ciddi şekilde etkilemişti. İran yönetimi, yaptırımların tamamen ve kalıcı olarak kaldırılmasını talep ediyor. Buna karşılık ABD, İran’ın nükleer faaliyetlerine dair doğrulanabilir taahhütlerde bulunmasını şart koşuyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) denetim ve izleme yetkisi de bu kapsamda yeniden düzenlenecek.
İran’ın Fordow ve Natanz tesislerindeki faaliyetlerin sınırlandırılması, ağır su reaktörü Arak’ın yeniden modifiye edilmesi ve uranyum stoklarının azaltılması gibi teknik konular da müzakerelerin ayrıntılı başlıkları arasında. Taraflar, geçmiş anlaşmazlıkların tekrarlanmaması için yeni bir doğrulama mekanizması üzerinde de çalışıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran nükleer müzakereleri yalnızca iki ülkeyi değil, tüm Ortadoğu’yu yakından ilgilendiriyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail gibi bölge ülkeleri, İran’ın nükleer programa erişiminin sınırlandırılmasını talep ediyor. İsrail Başbakanı, “İran’ın nükleer silah sahibi olmasına asla izin vermeyeceklerini” belirterek, yeni anlaşmaya askeri müdahale dahil her seçeneği masada tuttuklarını ima etti. Körfez ülkeleri ise İran’ın bölgesel nüfuzunun sınırlandırılması için anlaşmanın kapsamının genişletilmesini istiyor.
Küresel enerji piyasaları da gelişmeleri yakından takip ediyor. İran’ın yaptırımların kalkmasıyla birlikte petrol ihracatını artırması, küresel petrol arzını rahatlatabilir ve fiyatları aşağı çekebilir. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji krizi yaşayan Avrupa, İran gazına alternatif olarak da bu anlaşmayı stratejik buluyor. Çin ise İran ile enerji ve altyapı yatırımlarını derinleştirirken, nükleer müzakerelerin sonucuna göre pozisyon almayı planlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran nükleer müzakerelerinin sonucu Türkiye için doğrudan güvenlik ve enerji boyutlarıyla kritik önem taşıyor. İran’ın nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılması, bölgesel silahlanma yarışını frenleyebilir ve Türkiye’nin enerji ithalatında önemli bir kaynak olan İran doğalgazının önünü açabilir. Öte yandan, anlaşmanın başarısız olması halinde İran’a yönelik yaptırımların artması, Türkiye’nin komşusuyla ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, anlaşma sürecinin İran’ın bölgesel politikalarına etkisi, Suriye ve Irak’taki Türkiye çıkarlarını da doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, bu nedenle müzakereleri dikkatle izlerken, dengeli bir pozisyon almaya çalışıyor.