ABD ile İran arasında son günlerde yaşanan karşılıklı askeri müdahalelerin etkisini yitirdiği ve tarafların doğrudan çatışma riskini geride bıraktığı değerlendiriliyor. ABD'nin Umman eski Büyükelçisi Richard Schmierer, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, iki ülke arasındaki ‘misilleme’ niteliğindeki askeri hamlelerin artık sona ermiş göründüğünü ifade etti. Schmierer, bu tür gerginliklerin genellikle her iki tarafın da itibarını koruyacak şekilde sınırlı kaldığını ve tırmanma eğilimi göstermediğini belirtti. Eski Büyükelçi, “Şu anki durum, tarafların doğrudan bir savaşa sürüklenmek istemediklerini ve karşılıklı saldırıların sınırlı kaldığını gösteriyor” dedi.
Gelişmelerin perde arkası
ABD ile İran arasındaki gerilim, son dönemde İsrail’in Gazze’deki operasyonları ve ABD’nin bölgedeki askeri varlığını güçlendirmesiyle yeniden alevlenmişti. Washington yönetimi, İran destekli grupların ABD üslerine yönelik saldırılarını engellemek amacıyla Suriye ve Irak’ta hava harekâtları düzenlemişti. Buna karşılık İran, Aden Körfezi'nde ABD savaş gemilerine yönelik füze girişimlerinde bulunmuş, ancak bu hamlelerin sınırlı kaldığı görülmüştü. Schmierer, bu karşılıklı hamlelerin bir ‘dans’ niteliğinde olduğunu ve her iki ülkenin de kırmızı çizgileri aşmamaya özen gösterdiğini vurguladı. Eski diplomat, “ABD ve İran, doğrudan bir savaşı istemiyor. Her iki taraf da kendi kamuoyuna güçlü görünmek zorunda, ancak gerçekte tırmanışı kontrol altında tutuyor” ifadelerini kullandı.
Schmierer’in değerlendirmeleri, ABD’nin bölgedeki müttefikleri olan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de tansiyonun düşmesinden memnuniyet duyacağını ortaya koyuyor. Körfez ülkeleri, İran ile ABD arasında olası bir savaşın kendi topraklarını da hedef almasından endişe ediyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
ABD-İran geriliminin yatışması, küresel enerji piyasalarında da rahatlama sağladı. Petrol fiyatları, son haftalarda yaşanan dalgalanmanın ardından istikrar kazanmaya başladı. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı üzerinden geçen tanker trafiğinin güvenliğinin sağlanması için tansiyonun düşürülmesinin kritik olduğunu belirtiyor. Öte yandan, İran’ın nükleer programı konusunda Batı ile devam eden müzakereler de bu yumuşama sayesinde yeniden canlanabilir. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, tarafları diyalog çağrısı yaparken, ABD’nin Yemen’deki Husilere yönelik operasyonları ise ayrı bir gerilim unsuru olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ile İran arasındaki gerilimin azalması, Türkiye açısından olumlu bir gelişmedir. Türkiye, komşusu İran ile ekonomik ve enerji alanında işbirliğini sürdürürken, aynı zamanda NATO müttefiki ABD ile de stratejik ilişkilerini dengede tutmaya çalışmaktadır. Olası bir ABD-İran çatışması, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini tehdit edebilir ve bölgedeki istikrarı bozabilirdi. Bununla birlikte, İran’ın bölgesel nüfuzunun sınırlanması, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki güvenlik çıkarları açısından da önemlidir. Türkiye, taraflar arasında arabuluculuk rolünü güçlendirebileceği bir fırsat penceresi yakalamıştır.