ABD yönetimi, İran'a yönelik askeri baskıyı artırma kapsamında üçüncü bir uçak gemisini Ortadoğu'ya gönderme kararı aldı. El Cezire'ye konuşan bir ABD yetkilisinin aktardığına göre, bu hamle bölgedeki geniş çaplı askeri yığınakın bir parçası. Toplamda 50.000 asker, F-35 savaş uçakları ve deniz piyadeleri İran'a gözdağı vermek üzere konuşlandırılıyor. Son haftalarda artan gerilim, Tahran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri nedeniyle Washington'un sert tutumunu yansıtıyor.
Askeri Yığınağın Arka Planı
ABD'nin üçüncü uçak gemisini bölgeye gönderme kararı, son dönemde İran ile yaşanan bir dizi olayın ardından geldi. Özellikle İran'ın Basra Körfezi'ndeki petrol tankerlerine yönelik müdahaleleri ve vekil gruplar aracılığıyla yürüttüğü operasyonlar, Beyaz Saray'ın sabrını taşırdı. İlk iki uçak gemisi zaten bölgede konuşlu bulunuyordu; üçüncüsünün eklenmesiyle ABD'nin deniz gücü projeksiyonu önemli ölçüde artacak.
Yetkililer, 50.000 askerin yanı sıra F-35 gizli savaş uçakları, deniz piyadeleri ve çeşitli destek unsurlarının da bölgeye sevk edileceğini belirtiyor. Bu unsurlar, Katar'daki El Udeyd Hava Üssü, Bahreyn'deki Beşinci Filo ve Kuveyt ile Suudi Arabistan'daki mevcut üslerde konuşlandırılacak. Toplam asker sayısı, İran'ın çevresinde bir kuşatma halkası oluşturacak şekilde konumlandırılıyor.
ABD Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamalarda, bu konuşlandırmanın "savunma amaçlı" olduğu ve "İran'ın olası saldırganlığına karşı caydırıcılık" sağlayacağı vurgulanıyor. Ancak askeri uzmanlar, bu ölçekteki bir yığınağın sadece savunma ile sınırlı kalamayacağını, gerektiğinde geniş çaplı bir saldırı operasyonuna dönüşebileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin İran'a yönelik bu denli büyük bir askeri güç kaydırması, Ortadoğu dengelerini derinden etkileyecek. İran, bölgedeki en büyük askeri güçlerden biri olarak, kendi vekil ağları aracılığıyla Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'de nüfuz sahibi. Bu nedenle ABD'nin hamlesi, Tahran'ın bölgesel müttefiklerini de harekete geçirebilir.
Rusya ve Çin, ABD'nin bu genişlemesine karşı çıkarak gerilimin tırmanmasından endişe duyduklarını dile getirdi. Moskova, Basra Körfezi'ndeki istikrarsızlığın enerji fiyatlarını olumsuz etkileyeceğini belirtirken, Pekin enerji güvenliği açısından endişelerini paylaşıyor. Avrupa Birliği ise diplomatik kanalların açık tutulması çağrısı yapıyor.
Askeri uzmanlara göre, üç uçak gemisi aynı anda bölgede konuşlandırıldığında, ABD'nin hava operasyonları kapasitesi katlanarak artacak. Bu durum, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidine karşı da bir yanıt niteliğinde. Dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'si bu boğazdan geçiyor; herhangi bir çatışma küresel enerji piyasalarında şok etkisi yaratabilir.
Diğer yandan, İran liderliği henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, daha önce yaptığı konuşmalarda ABD'nin bölgedeki varlığını "kabul edilemez" olarak nitelendirmişti. Tahran'ın, bu yığınağa karşılık olarak denizaltılarını ve hızlı hücumbotlarını harekete geçirebileceği, ayrıca vekil gruplar aracılığıyla misilleme yapabileceği değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile 560 kilometrelik bir sınıra sahip olması nedeniyle ABD'nin bu geniş çaplı askeri yığınağından doğrudan etkilenebilir. Özellikle olası bir çatışma durumunda mülteci akını, enerji fiyatlarında dalgalanma ve ticaret yollarının kesilmesi riskleri öne çıkıyor. Türkiye, hem ABD'nin NATO müttefiki hem de İran ile ekonomik ve diplomatik ilişkileri olan bir ülke olarak denge politikası izlemek zorunda. Ankara'nın, gerilimin düşürülmesi için diplomatik girişimlerde bulunması ve bölgesel istikrarı önceleyen bir tutum sergilemesi bekleniyor. Ayrıca, İran'a yönelik olası yaptırımların Türkiye'nin enerji ithalatını da etkileyebileceği unutulmamalı.