ABD ve İran arasında İsviçre'nin Cenevre kentinde bir gün süren dolaylı nükleer müzakereler, tarafların 'gergin' ancak 'yapıcı' olarak nitelendirdiği bir atmosferde tamamlandı. Washington ve Tahran heyetleri, İran'ın nükleer programına ilişkin uzun süredir devam eden anlaşmazlıkları çözmek amacıyla bir araya geldi. Görüşmelerde İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve uluslararası yaptırımların hafifletilmesi gibi kritik başlıklar ele alındı. ABD Özel Temsilcisi Robert Malley ve İran Başmüzakerecisi Ali Bagheri Kani'nin başkanlık ettiği heyetlerin, müzakerelerin devamı konusunda mutabık kaldığı bildirildi.
Görüşmelerin arka planı
2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) olarak bilinen nükleer anlaşma, 2018'de ABD'nin tek taraflı çekilmesiyle fiilen askıya alınmıştı. O tarihten bu yana İran, uranyum zenginleştirme seviyesini %60'a kadar yükselterek anlaşmadaki taahhütlerini aşmış durumda. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun anlaşmada öngörülen sınırın katbekat üzerinde olduğunu raporluyor.
Son iki yıldır Viyana'da sürdürülen müzakereler, Tahran'ın talepleri ve Washington'un çekinceleri nedeniyle ilerleme kaydedememişti. Özellikle İran Devrim Muhafızları'nın terör listesinden çıkarılması ve yaptırımların kapsamı konusundaki anlaşmazlıklar süreci tıkamıştı. Cenevre'deki bu yeni tur, tarafların diyalog kanallarını yeniden açma iradesini gösteriyor.
Görüşmelere ilişkin yapılan açıklamalarda, 'gergin' sıfatı öne çıksa da her iki taraf da ilerleme kaydedildiğini ifade etti. İranlı müzakereci Bagheri Kani, 'Olumlu bir atmosferde verimli bir toplantı gerçekleştirdik' derken, ABD'li yetkililer 'yapıcı ancak zorlu' ifadesini kullandı. Önümüzdeki haftalarda yeni bir görüşme turu planlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın nükleer programı, yalnızca ABD ve Avrupa için değil, aynı zamanda Ortadoğu'daki güç dengeleri açısından da kritik bir öneme sahip. İsrail, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasına kesinlikle karşı çıkarken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri de gelişmeleri endişeyle izliyor. Bölgedeki bu hassas denge, müzakerelerin seyrini doğrudan etkiliyor.
Öte yandan, Ukrayna savaşı ve enerji krizinin gölgesinde gerçekleşen görüşmeler, küresel petrol piyasalarında da yakından takip ediliyor. İran yaptırımlarının hafifletilmesi halinde, İran ham petrolünün uluslararası piyasalara dönmesi bekleniyor. Bu durum, petrol fiyatlarında aşağı yönlü bir baskı oluşturabilir. Ancak analistler, kapsamlı bir anlaşmanın kısa vadede mümkün görünmediğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile hem komşuluk ilişkileri hem de enerji ticareti açısından yakın bağlara sahip. Nükleer müzakerelerin sonucu, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini ve bölgesel istikrarını doğrudan etkileyebilir. Yaptırımların hafiflemesi halinde Türkiye'nin İran'dan doğalgaz ve petrol ithalatı artabilir. Ayrıca, İran'ın uluslararası sisteme entegrasyonu, Türkiye'nin Kafkaslar ve Orta Doğu'daki diplomatik manevra alanını genişletebilir. Ancak İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşması, bölgesel bir silahlanma yarışını tetikleyerek Türkiye'nin güvenlik hesaplarını karmaşıklaştırabilir. Ankara, bu dengede hem Washington hem de Tahran'la iletişimini sürdürerek çok yönlü bir politika izliyor.