ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki bir deniz üssüne üç adet Corsair tipi insansız suüstü aracı (USV) ile saldırı düzenlendiğini duyurdu. CENTCOM tarafından yayınlanan görüntülerde, insansız botların hedefe yönelerek patlama anı görülüyor. Saldırının, İran Devrim Muhafızları’na ait olduğu belirtilen askeri tesisin yakınlarında gerçekleştiği bildiriliyor. CENTCOM yetkilileri, operasyonun ABD’nin bölgedeki seyrüsefer güvenliğini sağlamak ve İran’ın ticari gemilere yönelik tacizlerini engellemek amacıyla yapıldığını belirtirken, söz konusu insansız araçların uzaktan kumanda ile yönlendirildiği ve hedefi tam isabetle vurduğu ifade ediliyor. İran tarafından ise konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Saldırının arka planı: Hürmüz Boğazı’nda yükselen tansiyon
Son yıllarda Hürmüz Boğazı, İran ile ABD arasındaki gerilimin odak noktası haline gelmiş durumda. Dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği bu stratejik su yolu, geçtiğimiz aylarda İran’ın ticari gemilere el koyması ve ABD donanmasına tacizde bulunmasıyla sık sık gündeme gelmişti. ABD, bölgedeki müttefikleriyle birlikte deniz güvenliğini artırmak amacıyla devriyeleri yoğunlaştırmış ve insansız sistemlerin kullanımını yaygınlaştırmıştı. CENTCOM’un yayınladığı videoda, üç Corsair USV’nin aynı anda hareket ederek hedefe yöneldiği görülüyor. Bu tür insansız botlar, ABD Donanması tarafından mayın tarama, gözetleme ve gerektiğinde saldırı amaçlı kullanılıyor. Analistler, saldırının İran’ın denizdeki faaliyetlerine karşı yeni bir caydırıcılık yöntemi olduğunu, ancak tırmanma riski taşıdığını belirtiyor. İran’ın da benzer insansız sistemler geliştirdiği biliniyor; geçen yıl ABD’ye ait bir insansız suüstü aracının İran tarafından ele geçirildiği iddia edilmişti.
Saldırı, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını artırma çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. CENTCOM komutanı General Michael Kurilla, yaptığı açıklamada, “İran’ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerine karşı her türlü önlemi almaya kararlıyız. Bu saldırı, deniz güvenliğini tehdit eden unsurlara karşı operasyonel esnekliğimizi göstermektedir” ifadelerini kullandı. General Kurilla ayrıca, saldırının sivil gemilere yönelik bir tehdit olmadığını, yalnızca askeri bir hedefe odaklandığını vurguladı. Bununla birlikte, İran yanlısı medya organları, saldırının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve ABD’nin bölgedeki provokasyonlarının devam edeceğini öne sürdü.
Bölgesel ve küresel boyut: Yeni bir çatışma türü mü?
Bu saldırı, insansız suüstü araçlarının ilk kez bir devlet tarafından başka bir devletin askeri tesisine karşı doğrudan saldırı amacıyla kullanılması açısından tarihi bir anlam taşıyor. Şimdiye kadar bu tür araçlar daha çok keşif, mayın temizleme veya sınırlı çaplı operasyonlarda kullanılıyordu. Ancak CENTCOM’un hamlesi, insansız sistemlerin geleneksel savaş gemilerinin yerini almaya başladığının bir işareti olarak yorumlanıyor. Özellikle Yemen’de Husilerin Kızıldeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıları ve İran’ın Basra Körfezi’ndeki faaliyetleri, ABD’yi yeni taktikler geliştirmeye itti. Uzmanlar, bu tür operasyonların daha düşük maliyetli ve daha az riskli olmasına rağmen, istenmeyen tırmanmalara yol açabileceğine dikkat çekiyor.
Bölgesel güçler, ABD’nin bu hamlesine temkinli yaklaşıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran ile ilişkilerini normalize etme sürecindeyken, ABD’nin saldırgan tutumunun bu süreci baltalayabileceğinden endişe duyuyor. Öte yandan, İsrail’in saldırıyı desteklediği yönünde işaretler bulunuyor. İsrail Savunma Bakanlığı yetkilileri, insansız sistemlerin etkinliğini artırmak için ABD ile ortak çalışmalar yürüttüklerini belirtiyor. Çin ve Rusya ise ABD’yi bölgede gerilimi artırmakla suçlarken, Hürmüz Boğazı’ndaki enerji akışının güvence altına alınması gerektiğini savunuyor. Küresel petrol piyasaları, Hürmüz Boğazı’nın olası bir çatışmaya sahne olması durumunda fiyatların yükselebileceği endişesiyle saldırıyı dikkatle izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’nin İran’a yönelik insansız bot saldırısı, Türkiye için öncelikle bölgesel istikrar açısından değerlendirilmelidir. Türkiye, İran ile kara sınırı paylaşmakta ve iki ülke arasında enerji (doğalgaz ve petrol ticareti) ve güvenlik (terörle mücadele) alanlarında işbirliği bulunmaktadır. Hürmüz Boğazı’ndaki olası bir çatışma, enerji fiyatlarını yükselterek Türkiye’nin cari açığını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD-İran gerginliğinin tırmanması, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki politikalarını dolaylı olarak etkileyebilir; zira bu ülkelerde İran destekli gruplar bulunmaktadır. Türkiye, deniz güvenliği ve insansız sistemler konusunda kendi kapasitesini geliştirmektedir; bu nedenle CENTCOM’un operasyonel yöntemleri, Türk savunma sanayii için dersler içerebilir. Ankara, hem ABD hem de İran ile dengeli bir ilişki sürdürmeye çalışırken, bu tür saldırılar bölgedeki kırılgan dengeyi bozma potansiyeli taşıdığından endişeyle izlenmektedir.