ABD yönetimi, İran'ın Hürmüz Boğazı'nda bir Amerikan insansız su altı aracını (UUV) ele geçirdiği yönündeki iddiasını reddetti. İran Devrim Muhafızları'na bağlı Deniz Kuvvetleri'nin açıklamasında, bölgede bir ABD insansız su altı aracının kontrol altına alındığı öne sürülmüştü. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) sözcüsü, söz konusu iddianın gerçeği yansıtmadığını belirterek, İran'ın açıklamasını propaganda olarak nitelendirdi. Olay, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda taraflar arasında zaman zaman yaşanan gerginliklerin son halkası olarak değerlendiriliyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir deniz yolu olması nedeniyle stratejik öneme sahip.
Olayın Arka Planı ve Tarafların Açıklamaları
İran'ın yarı resmi haber ajansları, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nin Hürmüz Boğazı'nda bir ABD insansız su altı aracını tespit ederek ele geçirdiğini duyurdu. İran tarafı, aracın istihbarat toplama amacıyla kullanıldığını ve bölge güvenliğini tehdit ettiğini savundu. Ancak ABD Savunma Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, bu iddianın asılsız olduğu vurgulandı. Pentagon sözcüsü, "İran'ın ele geçirdiğini iddia ettiği herhangi bir ABD insansız su altı aracı yoktur. Bu tür açıklamalar, bölgede gerilimi tırmandırmaya yönelik asılsız iddialardan ibarettir" ifadelerini kullandı. ABD tarafı, bölgedeki askeri varlığının uluslararası hukuka uygun olduğunu ve seyrüsefer özgürlüğünü korumaya yönelik olduğunu belirtti.
Bu olay, ABD ve İran arasında yıllardır süregelen karşılıklı suçlamaların bir parçası. 2016 yılında İran, Hürmüz Boğazı'nda ABD Donanması'na ait iki devriye botunu ve mürettebatını kısa süreliğine alıkoymuş, ardından serbest bırakmıştı. 2019'da ise İran, bir ABD insansız hava aracını (İHA) düşürdüğünü açıklamış, ABD ise buna karşılık olarak İran'a yönelik siber saldırı düzenlemişti. Son yıllarda Basra Körfezi'nde sık sık yaşanan tanker sabotajları ve ele geçirme olayları, bölgede tansiyonun ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. İran, özellikle nükleer anlaşma müzakerelerinin tıkandığı dönemlerde bu tür eylemlerle Batı'ya gözdağı vermeyi amaçlıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar ve Irak gibi Körfez ülkelerinin petrol ve doğalgaz ihracatının neredeyse tamamının geçtiği bir geçit. ABD Enerji Bilgi İdaresi'ne göre, 2022'de boğazdan günde yaklaşık 21 milyon varil petrol geçti. Bu da küresel deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık üçte birine denk geliyor. Dolayısıyla Hürmüz'de yaşanan herhangi bir gerilim, küresel enerji fiyatlarını doğrudan etkileyebiliyor. İran, sık sık boğazı kapatma tehdidinde bulunarak ABD ve müttefiklerine baskı uygulamaya çalışıyor.
ABD, bölgede 5. Filosu'nu Bahreyn'de konuşlandırmış durumda ve Körfez'deki askeri varlığını koruyor. İran ise,Bandarl Abbas ve diğer kıyı üslerinden denizaltı, hızlı hücumbot ve insansız deniz araçlarıyla bölgede etkinlik sağlıyor. Son yıllarda İran, insansız hava araçları ve su altı araçları konusunda yerli üretim kapasitesini artırarak asimetrik savaş yeteneklerini güçlendirdi. Bu tür olaylar, iki ülke arasında doğrudan bir çatışma riskini artırsa da taraflar genellikle kontrollü bir tırmandırma stratejisi izliyor. Uluslararası deniz hukuku açısından, insansız su altı araçlarının statüsü tartışmalı; İran, kendi karasularında izinsiz bulunan araçları ele geçirme hakkını saklı tuttuğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından yakından ilgilendiriyor. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve Körfez ülkelerinden karşılıyor. Boğazda yaşanacak bir kriz, enerji fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, İran ile ABD arasında denge politikası izliyor; hem NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini korumak hem de komşusu İran ile ekonomik ve siyasi bağlarını sürdürmek durumunda. Bölgede tırmanan tansiyon, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir ve Suriye, Irak gibi yakın coğrafyalardaki istikrarsızlığı derinleştirebilir. Bu nedenle Türkiye, Hürmüz'deki gelişmeleri dikkatle izlemeli ve diplomatik kanalları açık tutmalı.