Eski ABD Savunma Bakanı Mark Esper, Başkan Donald Trump yönetiminin İran'a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırma vaadine karşı çıkarak, Amerikan ordusunun İran'ı sadece hava gücüyle mağlup edemeyeceğini söyledi. Financial Times'a konuşan Esper, "Hava saldırıları tek başına savaşı kazandırmaz. İran'ın davranışını değiştirmek için daha fazla bombalama yeterli olmayacak" dedi. Trump, geçtiğimiz hafta İran'a yönelik saldırıları artıracaklarını açıklamıştı.
Gelişmenin arka planı
ABD ile İran arasındaki gerilim, Trump'ın 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından tırmanmıştı. Geçtiğimiz yıl ABD'nin Bağdat'ta İranlı General Kasım Süleymani'yi öldürmesiyle iki ülke savaşın eşiğine gelmişti. Trump yönetimi, İran'ın nükleer programını durdurmak için "maksimum baskı" politikası uyguluyor. Ancak Esper, bu stratejinin başarısız olduğunu savunuyor.
Esper, Trump'ın ilk döneminde Savunma Bakanlığı görevini yürütmüş ve İran politikalarının şekillenmesinde kritik rol oynamıştı. Görevden ayrıldıktan sonra eski patronunu eleştirmekten çekinmeyen Esper, İran konusunda daha dengeli bir yaklaşım çağrısı yapıyor. Ona göre, hava saldırıları İran'ın nükleer tesislerini vurabilir ancak rejimin devrilmesini sağlamaz.
Bölgesel ve küresel boyut
İran, Ortadoğu'da Yemen'den Suriye'ye, Lübnan'dan Irak'a kadar geniş bir nüfuz ağına sahip. ABD'nin hava saldırıları, İran'ın vekil güçlerini hedef alsa da, bu grupların tamamen ortadan kaldırılması mümkün görünmüyor. Uzmanlar, ABD'nin İran'a yönelik herhangi bir askerî müdahalesinin bölgesel istikrarı daha da bozacağı ve tüm Ortadoğu'yu ateşe atacağı uyarısında bulunuyor.
Esper'in açıklamaları, Trump yönetiminin İran politikasına dair içeriden en sert eleştirilerden biri olarak kayda geçti. Eski bakan, ABD'nin İran'ı caydırmak için diplomatik ve ekonomik araçları da kullanması gerektiğini vurguluyor. Öte yandan, İran'ın son dönemde uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırması ve uluslararası atom enerjisi kurumuyla işbirliğini azaltması gerginliği artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran çatışmasının tırmanması, Türkiye için doğrudan güvenlik ve ekonomik riskler taşıyor. İran'la 560 kilometrelik ortak sınıra sahip olan Türkiye, olası bir savaşta mülteci akını, enerji arzında kesinti ve ticaretin durması gibi sonuçlarla karşılaşabilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran'dan doğalgaz ithalatı ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi, ABD yaptırımlarının hedefi halinde Ankara'yı zor durumda bırakabilir. Esper'in uyarıları, Türkiye'nin bölgesel denge politikasını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini ortaya koyuyor.