İngiltere merkezli düşünce kuruluşu Chatham House’un raporuna göre, ABD ile İran arasında yürütülen dolaylı görüşmeler teknik olarak devam edebilir. Ancak sahadaki ateşkes fiilen sona ermiştir. Bölgesel güçler, Washington ve Tahran’ı karşılıklı saldırılara ara vermeye zorlayarak müzakere masasını canlandırmaya çalışıyor. Özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’ın arabuluculuk çabaları dikkat çekiyor.
Gelişmenin arka planı
ABD ve İran arasındaki nükleer müzakereler 2015’te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (JCPOA) ardından 2018’de ABD’nin tek taraflı çekilmesiyle rafa kalkmıştı. 2021’de yeniden başlayan dolaylı görüşmelerde ilerleme kaydedilememişti. Son dönemde İsrail’in İran’a yönelik siber saldırıları ve İran’ın ABD üslerine yönelik vekil güçler aracılığıyla gerçekleştirdiği saldırılar tansiyonu yükseltti. Bölgesel aktörler, doğrudan bir çatışmanın bölgeyi istikrarsızlaştıracağı endişesiyle diplomatik çözüm arayışlarını yoğunlaştırdı.
Chatham House raporuna göre, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini %60 seviyesine çıkarması ve ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları genişletmesi, iki taraf arasındaki güven bunalımını derinleştirdi. Bu ortamda bölgesel güçlerin arabuluculuk çabaları, sadece ateşkesi değil, aynı zamanda geniş kapsamlı bir müzakere sürecini hedefliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran gerilimi, Orta Doğu’da güç dengelerini yeniden şekillendiriyor. İsrail, İran’ın nükleer programını tehdit olarak görürken, Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkeler, İran’la doğrudan çatışma yerine ekonomik ve diplomatik angajmanı tercih ediyor. Irak ve Katar, Tahran ile Washington arasında iletişim kanalları sağlarken, Umman geçmişte benzer arabuluculuklarda deneyimli. Rusya ve Çin ise İran’a yakın durarak ABD’nin bölgedeki nüfuzunu dengelemeye çalışıyor.
Küresel enerji piyasalarında, İran’ın petrol ihracatını artırma potansiyeli ve Hürmüz Boğazı’nın güvenliği konusu, fiyatları etkiliyor. Olası bir anlaşma, ham petrol fiyatlarını düşürebilirken, başarısızlık durumunda tırmanan çatışma bölge genelinde istikrarsızlığı artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-İran geriliminden doğrudan etkileniyor. İki ülke arasındaki anlaşmazlık, Türkiye’nin enerji ithalatı ve güvenliğini doğrudan ilgilendiriyor. İran’a yönelik yaptırımlar, Türkiye’nin doğal gaz ve petrol tedarikini zorlaştırabilir. Ayrıca, Irak ve Suriye’de faaliyet gösteren İran destekli gruplar, Türkiye’nin sınır güvenliği için risk oluşturuyor. Diplomatik çözüm, bölgesel istikrarı artırarak Türkiye’nin ekonomik çıkarlarına ve güvenliğine katkı sağlar. Türkiye, bu süreçte arabuluculuk rolü üstlenebilecek potansiyele sahip.