ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakerelerde yeni bir perde açılıyor. İranlı yetkililerin Katar'ın başkenti Doha'ya gitmesi beklenirken, ABD müzakere heyeti bir gün önce bölgeye ulaştı. Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerin, iki ülke arasında yıllardır süren gerilimde bir dönüm noktası olması bekleniyor. Özellikle nükleer anlaşmanın (Kapsamlı Ortak Eylem Planı - JCPOA) yeniden canlandırılması ve bölgesel güvenlik meseleleri masada. İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimine açılması ve ABD'nin yaptırımlarının hafifletilmesi gibi kritik başlıklar da ele alınıyor.
Gelişmenin arka planı
ABD ile İran arasındaki dolaylı görüşmeler, 2018 yılında ABD'nin JCPOA'dan çekilmesi ve İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla başlayan krizin ardından, 2021'de Biden yönetiminin göreve gelmesiyle yeniden başlamıştı. Ancak müzakereler, İran'ın nükleer programındaki ilerlemeler ve bölgesel gerginlikler nedeniyle defalarca kesintiye uğradı. Katar, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, hem Washington hem de Tahran'la ilişkilerini dengeleyerek arabuluculuk rolü üstleniyor. Doha, daha önce de ABD ile İran arasında esir takası ve mali konularda dolaylı görüşmelere ev sahipliği yapmıştı. Şimdi ise görüşmelerin kapsamı, İran'ın nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılması ve ABD yaptırımlarının kaldırılması gibi daha geniş bir ajandayı içeriyor.
İran'ın Doha'daki heyetine Dışişleri Bakan Yardımcısı Ali Bakıri Keni başkanlık ediyor. ABD tarafında ise Özel Temsilci Rob Malley ve ekibi yer alıyor. Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani'nin de görüşmelere katılarak arabuluculuk yapması bekleniyor. Görüşmelerin doğrudan mı yoksa dolaylı mı olacağı henüz netleşmedi, ancak Katar'ın mekik diplomasisi yürüteceği belirtiliyor. İran, ABD ile doğrudan görüşmeye sıcak bakmadığını, ancak Katar'ın arabuluculuğunu kabul ettiğini açıklamıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran görüşmeleri sadece ikili ilişkileri değil, tüm Orta Doğu dengelerini etkileme potansiyeli taşıyor. İran'ın nükleer programa yönelik şeffaflık sağlaması, bölgede İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere birçok ülkenin güvenlik endişelerini azaltabilir. Ancak İran'ın balistik füze programı ve Yemen, Suriye, Irak'taki bölgesel nüfuzu da ABD'nin gündeminde. Görüşmelerden çıkacak bir anlaşma, İran'ın ekonomisini rahatlatacak ve petrol ihracatını artıracak; bu da küresel enerji piyasalarında fiyatları aşağı çekebilir. Aynı zamanda, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle enerji arzında sıkıntı yaşayan Avrupa için İran petrolünün piyasaya dönmesi alternatif bir kaynak anlamına geliyor. Ancak anlaşmanın başarısız olması durumunda, bölgede yeni bir çatışma riski de bulunuyor. İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik askeri seçenekleri masada tuttuğu biliniyor.
Küresel ölçekte ise bu görüşmeler, ABD'nin Orta Doğu'daki angajman politikasının bir sınavı niteliğinde. Biden yönetimi, Çin ve Rusya'ya odaklanmak isterken, İran dosyasını kapatmayı hedefliyor. Çin'in Suudi Arabistan-İran normalleşmesine arabuluculuk yapması ve Rusya'nın İran'a askeri iş birliği önermesi, ABD'yi bölgede daha proaktif olmaya itiyor. Doha görüşmeleri, bu jeopolitik rekabetin bir parçası olarak da okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran görüşmeleri, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel politikaları açısından önem taşıyor. İran'la doğal gaz ve petrol ticareti yapan Türkiye, yaptırımların hafiflemesi durumunda enerji maliyetlerinde düşüş ve ticaret hacminde artış görebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki varlığı göz önüne alındığında, İran'la olası bir uzlaşma Ankara'nın bu ülkelerdeki manevra alanını etkileyebilir. Ancak ABD-İran yakınlaşması, Türkiye'nin bölgedeki rolünü dengelemesini gerektirecek; zira Ankara, İran'ın nükleer programına ve bölgesel nüfuzuna karşı temkinli bir tutum sergiliyor. Doha görüşmeleri, Türk dış politikasının Orta Doğu'daki ittifaklarını yeniden değerlendirmesine neden olabilir.