ABD ile İran arasında devam eden barış görüşmeleri, son haftalarda beklenen ilerlemeyi kaydedemezken, İran'da düzenlenen bir cenaze töreni iki ülke arasındaki gerginliği yeniden gündeme taşıdı. Cenaze, Tahran'da son dönemde yaşanan bir olay nedeniyle hayatını kaybeden bir askeri yetkiliye aittir. Tören, ABD-İran ilişkilerinin kırılgan ve karmaşık bir dönemden geçtiği bir zamanda gerçekleşti. Diplomatik kaynaklara göre, görüşmelerin yavaşlamasında nükleer program, yaptırımlar ve bölgesel güvenlik meseleleri gibi bir dizi anlaşmazlık başlığı etkili oluyor.
Gelişmenin arka planı
ABD ile İran arasındaki dolaylı görüşmeler, 2021 yılında Viyana'da başlamıştı. Müzakerelerin merkezinde, 2015 nükleer anlaşmasının (JCPOA) yeniden canlandırılması yer alıyor. ABD eski Başkanı Donald Trump'ın anlaşmadan çekilmesi ve yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla İran da nükleer faaliyetlerini hızlandırmış, uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'ın üzerine çıkarmıştı. Biden yönetimi anlaşmaya geri dönmek istediğini açıklasa da, Tahran'ın talepleri ve bölgedeki diğer sorunlar ilerlemeyi zorlaştırıyor. Cenaze töreni, bu tıkanıklığın yaşandığı bir dönemde İran'da ulusal duyguların kabardığı bir ortamda yapıldı. İran'da ölen kişinin bir devlet görevlisi olması, ABD karşıtı söylemlerin güçlenmesine yol açtı. Öte yandan, ABD yönetimi İran'la bir anlaşmaya varmak için hala diplomatik kanalları açık tutmaya çalışıyor, ancak Kongre'deki bazı grupların sert tutumu ve İsrail'in baskıları müzakere sürecini olumsuz etkiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran gerilimi sadece ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu bölgesini etkiliyor. İran'ın nükleer programı, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerinde ciddi endişelere yol açarken, İsrail ise operasyonel hazırlıklarını sürdürüyor. Cenaze töreni, İran'da kamuoyundaki milliyetçi ve dini duyguları pekiştirerek hükümetin elini güçlendirebilir. Bölgesel güç dengesinde değişikliklere neden olabilecek bu gelişme, Yemen, Suriye ve Irak gibi sahadaki çatışma bölgelerinde de yeni dinamikler yaratabilir. Küresel ölçekte ise petrol fiyatları, İran üzerindeki yaptırımların sürmesi nedeniyle dalgalanmaya devam ediyor. Diplomatik çözüm arayışı sürerken, her iki tarafın da askeri adımları yakından izleniyor. Özellikle ABD'nin Körfez'deki askeri varlığı ve İran'ın vekil güçleri, olası bir çatışmanın eşiğinde dengeyi korumaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD İran gerginliğinin barış görüşmeleriyle yumuşatılamaması, Türkiye için hem fırsat hem risk barındırıyor. Türkiye, İran ile enerji ticareti ve sınır güvenliği konularında derin bağlara sahiptir. Gerginliğin tırmanması, Türkiye'nin güneydoğusundaki istikrarı ve enerji arz güvenliğini tehdit edebilir. Öte yandan, Ankara arabuluculuk rolü oynayarak bölgesel nüfuzunu artırabilir. Türkiye, ABD ile İran arasında dengeli bir politika izlemek zorunda; çünkü ABD ile stratejik ortaklık, İran ile de komşuluk ilişkileri var. Bu nedenle, Türk dış politikası için en ideal senaryo, diyalog kanallarının açık kalması ve tansiyonun düşürülmesidir.