ABD ve İran arasında tırmanan askeri gerginlik, küresel piyasalarda satış baskısını artırdı. Petrol fiyatlarındaki yeni yükseliş, tahvil faizlerinin de yükselmesiyle birleşince, Wall Street endeksleri rekor seviyelerden geri çekildi. S&P 500 endeksi, dokuz günlük kazanç serisini sonlandırarak geriledi. Satışların öncülüğünü, son dönemin en güçlü sektörü olan teknoloji hisseleri üstlendi. Endeksin 20 Ocak'ta kırdığı psikolojik 7.600 puan sınırının üzerinde kalıcı olmayı başaramaması, yatırımcıların temkinli yaklaştığını gösteriyor. Petrol fiyatları, ABD'nin İran'a yönelik yeni yaptırımları ve bölgedeki askeri hareketlilik nedeniyle varil başına 82 doların üzerine çıktı. Bu durum, enflasyon endişelerini yeniden alevlendirirken, merkez bankalarının faiz indirim beklentilerini de zora sokuyor.
Teknoloji Hisseleri Satışa Öncülük Etti
S&P 500 endeksi, haftanın ilk işlem gününde yüzde 0,5 düşüşle 7.525 puana geriledi. Düşüşe en büyük katkıyı, son on iki ayda yapay zeka odaklı rallinin lokomotifi olan büyük teknoloji şirketleri sağladı. Nvidia, Microsoft ve Alphabet hisseleri sırasıyla yüzde 2 ila 3 arasında değer kaybetti. Yatırımcılar, bu hafta açıklanacak bilançolar öncesinde kar satışına yöneldi. Endeksin yükseliş serisini sonlandırması, piyasanın aşırı alım bölgesinde olduğu yönündeki uyarıları da teyit etti. Teknik göstergeler, endeksin kısa vadeli destek seviyelerini test edebileceğine işaret ediyor.
Petrol ve Jeopolitik Riskler Başı Çekiyor
ABD Başkanı'nın İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını yeniden uygulamaya koyması ve Hürmüz Boğazı'nda artan askeri tatbikatlar, petrol arzına ilişkin endişeleri körükledi. Brent tipi ham petrolün varil fiyatı 82,4 dolara yükselirken, ABD ham petrolü (WTI) 78 doların üzerinde işlem gördü. Analistler, jeopolitik risk priminin petrol fiyatlarına 5-10 dolar eklediğini belirtiyor. Yüksek enerji maliyetlerinin, özellikle Avrupa ve Asya'da imalat maliyetlerini artırabileceği ve ekonomik toparlanmayı yavaşlatabileceği ifade ediliyor. Tahvil piyasasında ise ABD 10 yıllık tahvil faizi, enflasyon beklentilerindeki artışla yüzde 4,25'e yükseldi.
Küresel Piyasalar İçin Dolaylı Etkiler
Bu gelişmeler, sadece ABD piyasalarını değil, küresel ölçekte risk iştahını da etkiliyor. Asya borsaları, özellikle Japonya ve Güney Kore'de teknoloji hisselerindeki satışlarla güne düşüşle başladı. Avrupa borsalarında ise enerji hisseleri yükselirken, otomotiv ve havacılık sektörleri petrol maliyetleri nedeniyle baskı altında kaldı. Bu durum, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için cari açık ve enflasyon risklerini artırıyor. Ayrıca ABD faizlerindeki yükseliş, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı yaratıyor. Dolar/TL kuru da bu gelişmelere paralel olarak yukarı yönlü hareket etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran gerilimi, Türkiye için hem enerji maliyetleri hem de güvenlik boyutuyla kritik öneme sahiptir. Türkiye, petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir kısmını ithal etmektedir. Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık kalıcı artış, cari açığı yaklaşık 5-6 milyar dolar artırabilir. Aynı zamanda yüksek enerji fiyatları, enflasyonu besleyerek TCMB'nin faiz indirim alanını daraltmaktadır. Bölgesel açıdan ise, İran ile yaşanacak bir sıcak çatışma, Türkiye'nin güney sınırlarında istikrarsızlığı derinleştirebilir ve göç dalgalarını tetikleyebilir. Türkiye, bu krizde hem enerji arz güvenliği hem de diplomatik denge politikası açısından zorlu bir süreçle karşı karşıyadır.