Uluslararası enerji danışmanlık şirketi FGE NexantCA'nın Yönetim Kurulu Onursal Başkanı Fereidun Fesharaki, ABD ile İran arasında tırmanan gerilimde her iki tarafın da gerçeği yansıtmayan açıklamalar yaptığını belirterek, petrol fiyatlarındaki son dalgalanmaların fiziksel arz-talep dengesinden çok piyasa duygularıyla şekillendiğini söyledi. Bloomberg'e konuşan Fesharaki, tarafların birbirlerine karşı sert söylemler kullanmasının ham petrol varil fiyatlarını yapay olarak yukarı çektiğini, ancak arzda gerçek bir kesinti olmadığını vurguladı.
Yalan söyleme oyunu
Fesharaki, “Her iki taraf da yalan söylüyor” ifadesiyle özetlediği değerlendirmesinde, ABD'nin İran'ın petrol ihracatını tamamen durdurma iddialarının ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehditlerinin gerçekçi olmadığını dile getirdi. ABD yönetiminin uyguladığı yaptırımların İran petrol ihracatını sıfıra indiremediğini, aksine Çin'e yapılan gizli sevkiyatların devam ettiğini belirten uzman, Tahran'ın ise stratejik boğazı kapatma gücüne sahip olsa da bunun kendi çıkarlarına aykırı olacağını, çünkü İran'ın da enerji ihracatı için bu geçiş yoluna bağımlı olduğunu ifade etti. Petrol fiyatlarında son haftalarda görülen ani yükselişlerin, jeopolitik risk primine bağlı olduğunu ancak Brent petrolün 80 dolar seviyesinin üzerinde kalması için fiziksel arz daralması gerektiğini vurguladı.
Fesharaki'nin yorumları, piyasaların İran-ABD çatışmasına karşı aşırı duyarlı olduğunu, yatırımcıların her yeni başlıkta pozisyon değiştirdiğini ortaya koyuyor. Ona göre şu anda fiyatı belirleyen asıl faktörler, OPEC+'ın üretim kesintileri, Rusya'ya uygulanan yaptırımlar ve Asya talebindeki toparlanma sinyalleri. İran ile ilgili haber akışı ise bu temel etkenlerin gölgesinde kalıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
ABD-İran arasındaki söylem savaşı, sadece enerji piyasalarını değil, aynı zamanda Ortadoğu'daki güç dengelerini de etkiliyor. İsrail'in İran nükleer tesislerine yönelik olası bir saldırısı senaryosu, tüm bölgeyi etkileyecek bir kargaşaya yol açabilir. Bu belirsizlik, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi diğer büyük üreticileri de endişelendiriyor. Asya ve Avrupa'nın enerji ithalatçısı ülkeleri, olası bir arz krizine karşı stratejik petrol rezervlerini genişletme planlarını hızlandırıyor. Ancak Fesharaki gibi uzmanlar, diplomatik kanalların hala açık olduğunu ve gerçek bir sıcak çatışmanın her iki taraf için de yıkıcı olacağını hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran geriliminin Türkiye'ye doğrudan etkisi, enerji maliyetleri ve bölgesel istikrar üzerinden hissediliyor. Türkiye, ham petrol ve doğal gaz ithalatında yüksek oranda dışa bağımlı bir ülke olarak, petrol fiyatlarındaki jeopolitik kaynaklı artışlardan olumsuz etkileniyor. Ayrıca İran ile komşu olan Türkiye, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin gerilmesini istemiyor. Diplomatik dengeleri gözetmek zorunda olan Ankara, bir yandan ABD ile ittifakını sürdürürken diğer yandan İran ile iyi komşuluk ilişkilerini korumaya çalışıyor. Bu nedenle, tarafların söylemlerinin yumuşaması ve diyaloğun ön plana çıkması, hem Türkiye'nin enerji güvenliği hem de bölgesel istikrarı için kritik önem taşıyor.