WASHINGTON/İSLAMABAD - ABD yönetimi, İran'ı uluslararası finans sisteminden tamamen izole etmeyi hedefleyen kapsamlı bir yaptırım paketini açıklamaya hazırlanıyor. Reuters'ın haberine göre, söz konusu paket, ülkelere İran ile ticari ve finansal bağlarını kesmeleri konusunda açık bir uyarı niteliği taşıyacak; aksi takdirde bu ülkelerin şirketleri ABD dolarına dayalı finansal sistemden dışlanma riskiyle karşı karşıya kalacak. Yetkililer, bu hamleyi "ekonomik D-Day" olarak nitelendiriyor ve İran'ın nükleer programı ile bölgesel faaliyetlerine karşı en sert baskı araçlarından biri olarak görüyor.
Yaptırımların kapsamı ve hedefleri
ABD Hazine Bakanlığı'nın önümüzdeki günlerde açıklaması beklenen yeni yaptırım rejimi, özellikle İran'ın petrol ihracatı ve bankacılık sektörüne odaklanıyor. İkincil yaptırımlar adı verilen bu mekanizma, doğrudan İran'a yaptırım uygulamak yerine, üçüncü ülkelerdeki şirket ve bankaları hedef alıyor. Bu şirketler, İran'la belirli bir düzeyde ticaret yaptıkları takdirde ABD finans sistemine erişimlerini kaybedecekler. Bu, özellikle Çin, Hindistan ve Türkiye gibi İran'dan ham petrol ithal eden ülkeler için ciddi sonuçlar doğurabilir.
Uzmanlara göre, ABD'nin bu hamlesi, İran'ın ekonomisini çökertmeyi ve Tahran yönetimini müzakere masasına zorlamayı amaçlıyor. Trump döneminde 2018'de başlatılan "maksimum baskı" politikasının bir devamı niteliğindeki bu adım, Biden yönetiminin de İran'a karşı aynı sert çizgiyi benimsediğini gösteriyor. Ancak bazı analistler, bu tür yaptırımların bölgesel gerilimi artırabileceğini ve İran'ın Çin ve Rusya ile daha yakın iş birliğine yönelmesine yol açabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Yeni yaptırım dalgasının Ortadoğu'da dengeleri değiştirmesi bekleniyor. İran, uzun süredir Suriye, Lübnan, Irak ve Yemen'deki müttefik gruplar aracılığıyla bölgesel nüfuzunu genişletiyor. Ekonomik baskının artması, Tahran'ın bu gruplara verdiği desteği azaltabileceği gibi, aynı zamanda İran'ı daha saldırgan bir tutuma da itebilir. İsrail ve Suudi Arabistan, ABD'nin bu hamlesini memnuniyetle karşılıyor; ancak Katar, Umman ve Kuveyt gibi İran'la ticari ilişkileri olan Körfez ülkeleri endişeli.
Küresel piyasalarda, petrol fiyatlarının kısa vadede dalgalanması bekleniyor. İran'ın günlük 2,5 milyon varil üretim kapasitesinin önemli bir kısmı zaten yaptırımlar nedeniyle ihraç edilemiyor. Yeni yaptırımlar, özellikle Çin'in İran'dan yaptığı ham petrol alımlarını etkileyebilir ve küresel arzda daralmaya yol açabilir. Öte yandan, ABD'nin bu adımı, uluslararası hukuk açısından tartışmalı; birçok ülke, tek taraflı yaptırımların küresel ticaret kurallarına aykırı olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İran'a yönelik ikincil yaptırımları genişletmesi, Türkiye için en kritik konulardan biri. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü İran'dan karşılıyor ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi milyarlarca doları buluyor. Yaptırımların genişlemesi, Türk şirketlerinin ve bankalarının ABD finans sistemine erişimini riske atabilir; bu da Türkiye ekonomisi üzerinde ek bir baskı oluşturabilir. Ancak Ankara, daha önce de benzer yaptırımlara rağmen İran'la enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürmeyi başarmıştı. Bu kez, ABD'nin daha katı bir tutum izlemesi, Türkiye'yi Rusya ile olduğu gibi İran ile de alternatif ödeme mekanizmaları geliştirmeye itebilir. Ayrıca, bu durum Türkiye'nin komşularıyla olan enerji diplomasisini ve bölgesel istikrar çabalarını etkileyebilir.