ABD, İran'a yönelik askeri operasyonlarını dokuzuncu geceye taşıdı. Pazartesi sabahı erken saatlerde başlatılan yeni saldırı dalgası, İran'ın nükleer programına yönelik artan endişeler ve bölgedeki milis gruplara verilen destek nedeniyle tırmanan gerilimin bir parçası olarak görülüyor. Öte yandan Kuveyt, hava sahasında tespit edilen 'düşman insansız hava araçlarını' durdurduğunu duyurdu. Tahran'daki Devrim Muhafızları ise, Suriye topraklarında bir 'düşman komuta merkezini' hedef aldıklarını açıkladı. Çatışmalar, bölgesel güçlerin birbirlerine yönelik doğrudan veya vekalet savaşı yoluyla müdahalesini artırarak, Orta Doğu'da yeni bir krizin habercisi oldu.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İran'ın nükleer anlaşmadan çekilmesi ve bölgedeki milis faaliyetlerini artırması sonrası 'maksimum baskı' politikasını sürdürüyor. Son dokuz gündür süren hava saldırılarının, İran'ın askeri altyapısını ve özellikle de balistik füze programını hedef aldığı belirtiliyor. Pentagon kaynakları, saldırıların 'orantılı ve caydırıcı' olduğunu savunurken, Tahran yönetimi bu eylemleri 'savaş ilanı' olarak nitelendiriyor.
Kuveyt'in açıklaması, bölge ülkelerinin çatışmanın dışında kalma çabalarına rağmen, savaşın sınırlarına sıçradığını gösteriyor. Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, 'egemenlik ihlali' olarak nitelendirdiği drone olayını kınarken, İran'ın bu iddiaları reddettiği veya doğruladığına dair henüz bir bilgi bulunmuyor. Devrim Muhafızları'nın Suriye'deki operasyonu ise, Tahran'ın İsrail ve ABD varlıklarına karşı misilleme kapasitesini gösteriyor. Suriye'deki hedefin, İsrail'e ait bir dinleme üssü veya ABD özel kuvvetlerinin kullandığı bir tesis olduğu iddia ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çatışmalar, sadece İran ve ABD arasında değil, aynı zamanda Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi Körfez ülkelerini de doğrudan etkiliyor. Petrol fiyatları, saldırıların başlamasından bu yana yüzde 15'in üzerinde yükseldi. Küresel piyasalarda ise belirsizlik hakim; yatırımcılar, Hürmüz Boğazı'nın olası bir kapanması durumunda enerji arzının kesintiye uğrayabileceği endişesiyle riskli varlıklardan kaçıyor. Diplomatik cephede ise Avrupa Birliği ve Rusya, tarafları itidal çağrısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, acil bir oturum için toplanma kararı aldı ancak ABD'nin vetosuyla karşılaşabileceği belirtiliyor.
İran'ın nükleer programına yönelik endişeler, saldırıların asıl sebebi olarak gösterilse de, uzmanlar ABD'nin asıl hedefinin İran'ın bölgedeki vekil güçlerini zayıflatmak olduğunu düşünüyor. Yemen'deki Husiler, Lübnan'daki Hizbullah ve Suriye'deki milisler, Tahran'ın nüfuz araçları olarak görülüyor. Ancak bu saldırılar, İran'ın nükleer dosyayı daha da katılaştırmasına ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırmasına yol açabilir. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın stoklarının anlaşma sınırlarını aştığını doğruladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturmasa da, bölgesel istikrarsızlığın derinleşmesi anlamına geliyor. Türkiye, İran'la sınır komşusu olmasa da, Suriye ve Irak'taki vekalet savaşları, Türkiye'nin güney sınırlarını etkileyebilir. Ayrıca, İran'a yönelik yaptırımların sıkılaşması, Türkiye'nin enerji ithalatını ve İran'la ticaretini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, hem NATO müttefiki ABD hem de komşusu İran ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışırken, bu tür bir krizde arabulucu rolü üstlenebilir. Ancak, PKK/YPG'ye karşı İran'la iş birliği yapan Türkiye, Tahran'ın zayıflamasının bu alandaki iş birliğini de olumsuz etkileyeceğini hesaba katmalıdır.