ABD ile İran arasında yaşanan son karşılıklı saldırılar, Ortadoğu'da barış anlaşması beklentilerini gölgeleyerek petrol fiyatlarının üçüncü gün üst üste yükselmesine neden oldu. Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik umutları zayıflatan bu gelişmeler, küresel enerji piyasalarında tedirginliği artırdı. Brent petrol varil fiyatı son üç işlem gününde yüzde 4'e yakın değer kazanırken, yatırımcılar bölgedeki jeopolitik riskleri fiyatlamaya devam ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Savunma Bakanlığı, İran destekli milislerin Irak ve Suriye'deki Amerikan üslerine yönelik saldırılarına karşılık olarak, İran Devrim Muhafızlarına ait üç hedefe hava saldırısı düzenlediğini açıkladı. İran ise misilleme olarak Basra Körfezi'nde bir ABD savaş gemisini taciz ettiğini ve insansız hava araçlarıyla saldırı girişiminde bulunduğunu duyurdu. Bu karşılıklı eylemler, İran'ın nükleer programı ve bölgesel nüfuzu konusunda yürütülen dolaylı müzakereleri sekteye uğratma riski taşıyor.
Enerji analistleri, Hürmüz Boğazı'nın dünya petrol arzının yaklaşık beşte birine ev sahipliği yaptığını ve bu geçidin güvenliğinin küresel enerji piyasaları için kritik önemde olduğunu vurguluyor. Geçtiğimiz haftalarda, ABD ile İran arasında dolaylı yollardan yürütülen müzakerelerde, İran'ın petrol ihracatına yönelik yaptırımların hafifletilmesi karşılığında nükleer faaliyetlerini kısıtlama konusunda ilerleme kaydedildiği belirtiliyordu. Ancak son çatışmalar, bu diyaloğun geleceğini belirsizliğe sürükledi.
Enerji Vista kurucusu Leslie Palti-Guzman, konuya ilişkin değerlendirmesinde, 'İran'daki savaş ortamında petrol ve doğal gaz fiyatlarına ilişkin görünümü güncelliyoruz. Mevcut gerginlikler, arz güvenliği endişelerini artırıyor ve piyasalarda risk primini yükseltiyor. Hürmüz Boğazı'nın güvenliği sağlanamazsa, fiyatların daha da yukarı gitmesi muhtemel' ifadelerini kullandı. Palti-Guzman, ayrıca doğal gaz piyasalarında da benzer bir hareketlilik gözlendiğini, LNG sevkiyatlarının güvenliğinin sorgulanmaya başlandığını ekledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İran gerginliği, sadece enerji piyasalarını değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarına İran'ın destek verdiği iddiaları, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkelerini de tedirgin ediyor. Bu durum, küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açarken, enerji fiyatlarındaki yükseliş enflasyonist baskıları artırarak merkez bankalarının para politikalarını zorlaştırıyor.
Öte yandan, Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları, İran'dan ucuz petrol alımını sürdürmek için alternatif yollar arıyor. ABD'nin yaptırımlarına rağmen bu ülkelerin İran ile ticareti devam ettirmesi, Washington ile Pekin ve Yeni Delhi arasında diplomatik gerilimlere neden oluyor. Uzmanlar, eğer ABD-İran çatışması derinleşirse, küresel ekonominin resesyon riskiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal eden bir ülke olarak petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükselişten doğrudan etkileniyor. Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, Türkiye'nin Körfez ülkelerinden yaptığı petrol alımları açısından kritik öneme sahip. Ayrıca, Türkiye'nin enerji koridoru olma hedefi, bölgesel istikrara bağlı. ABD-İran gerginliği, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırarak cari açık ve enflasyon üzerinde baskı yaratabilir. Diplomatik açıdan ise Türkiye, hem ABD hem de İran ile ilişkilerini dengelemeye çalışırken, bu tür krizler Ankara'nın manevra alanını daraltıyor.