ABD ve İran arasında son günlerde artan karşılıklı saldırılar, Batı Asya'da sağlanmaya çalışılan ateşkesi ciddi şekilde tehdit ediyor. 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a yönelik ortak operasyonlarıyla başlayan çatışma, bölgedeki kritik su yollarının güvenliğini de tehlikeye atmış durumda. Washington ile Tahran arasında nihai bir anlaşma için yürütülen müzakereler tıkanırken, tarafların birbirlerine yönelik tacizleri, savaşın yeniden alevlenme riskini artırıyor.
Gelişmenin arka planı
Çatışmanın fitilini ateşleyen 28 Şubat saldırıları, ABD ve İsrail'in İran'daki askeri tesisleri hedef almasıyla başladı. İran ise buna karşılık olarak Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda altyapıya yönelik operasyonlar düzenledi. Bu bölge, dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yaptığı için küresel enerji arzı açısından hayati önem taşıyor. Her iki taraf da deniz trafiğini aksatacak eylemlerde bulunurken, uluslararası denizcilik örgütleri durumu endişeyle izliyor.
ABD yönetimi, İran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırırken, Tahran da uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdı. Bu durum, İsrail'in güvenlik endişelerini körüklerken, Körfez ülkeleri ise ateşkesin korunması için arabuluculuk çabalarını yoğunlaştırmış durumda. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, bölgesel istikrarın bozulmasından en fazla etkilenecek ülkeler olarak öne çıkıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Batı Asya'daki bu gerginlik, yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte de yansımalara yol açıyor. Petrol fiyatları son bir haftada yüzde 8 artarken, Asya ve Avrupa borsalarında dalgalanmalar gözleniyor. Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları, alternatif tedarik yolları arayışına girmiş durumda. Öte yandan, Rusya ve Çin'in BM Güvenlik Konseyi'nde İran'a yönelik yeni yaptırımları engellemesi, uluslararası toplumun bölünmüşlüğünü ortaya koyuyor.
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'nın tamamen kapanması halinde küresel petrol arzının yüzde 20'sinin tehlikeye gireceğini ve bunun da resesyona yol açabileceğini belirtiyor. Bu nedenle, ABD ve İran arasındaki dolaylı müzakerelerde deniz güvenliği en kritik başlık olarak öne çıkıyor. Ancak, tarafların birbirine duyduğu güvensizlik, anlaşma ihtimalini zayıflatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İran'la komşu olması hem de enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal etmesi nedeniyle bu çatışmadan doğrudan etkileniyor. Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak bir kriz, Türkiye'nin petrol ve doğalgaz fiyatlarını yukarı çekerek cari açığını büyütebilir. Ayrıca, Suriye ve Irak'ta İran destekli grupların artan faaliyetleri, Türkiye'nin sınır güvenliğini tehdit edebilir. Ankara, hem ABD hem de İran'la diyaloğunu sürdürerek bölgesel istikrarın korunması için arabuluculuk yapma potansiyeline sahip. Ancak, Türkiye'nin NATO üyeliği ve ABD ile ittifakı, Tahran'la ilişkilerini sınırlandıran bir faktör olarak öne çıkıyor.